ULUSLARARASI HUKUK ÖLDÜ MÜ?
“Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür.”
Abbas Arakçi’nin bu sözleri sıradan bir siyasi açıklama değildir; aksine, dünyanın geldiği noktaya dair ağır bir ithamdır. Gazze’den Ukrayna’ya kadar yaşanan gelişmeler karşısında sergilenen çifte standartlar, bu iddiayı maalesef güçlendirmektedir.
Ancak şu soruyu sormak gerekir: Uluslararası hukuk gerçekten öldü mü, yoksa zaten güçlülerin elinde şekil değiştirmiş bir araç mıydı? Batı’nın çifte standartlı yaklaşımı yeni değildir. Hukuk da demokrasi de çoğu zaman evrensel değerler olarak sunulmuş, fakat uygulamada seçici davranılmıştır. Güçlü olanın hukuku belirlediği bir düzende, adaletin varlığından söz etmek giderek zorlaşmaktadır.
Hukuk; toplum düzenini sağlayan, uyulması zorunlu kurallar bütünüdür. Aynı zamanda ihlal edildiğinde yaptırımı olan bir sistemdir. Devletlerin kendi içindeki kurallar iç hukuk, devletler arasındaki kurallar ise uluslararası hukuk olarak adlandırılır. Uluslararası hukukun yaptırım gücünün zayıf olması, onu önemsiz kılmaz. Aksine, bu alan tamamen güven ve itibar üzerine kuruludur. Eğer devletler bu kurallara uymaz ve diğerleri de sessiz kalırsa, sistem çöker. İşte bugün yaşanan tam da budur. Kurallar ihlal edilmekte, fakat güçlü olanlar karşısında ciddi bir yaptırım uygulanmamaktadır. Bu sessizlik, hukuku zayıflatmakta; adalet duygusunu ise derinden yaralamaktadır.
Peki sadece uluslararası hukuk mu?
İç hukuklar da benzer bir sınavdan geçmektedir.
Adalet; en basit tanımıyla, herkese hakkının verilmesidir. Bunun temeli eşitlik, hakkaniyet ve dengedir. Eğer bu üç unsur yoksa, hukuk sadece kağıt üzerinde kalır.
Bir benzetmeyle ifade edersek: Hukuk bir çeşmedir, adalet ise o çeşmeden akan sudur. Çeşme kimsenin değildir, Çeşme köyün ortak malıdır. Çeşmeden akan su sadece insanlar için değil, tüm canlılar için eşit, dengeli ve hakkaniyetli paylaşılmıyorsa; çeşme başında kimlerin durduğunun bir önemi kalmaz. Çünkü orada artık ne hukuk vardır ne de adalet.
Bu gerçeği düşünürler yüzyıllar önce dile getirmiştir:
• “Adaletin olmadığı yerde ahlak da yoktur.” — Montaigne
• “Adalet kutupyıldızı gibi yerinde durur, geri kalan her şey onun etrafında döner.” — Konfüçyüs
• “Adalet, güçlüden yana değil, haklıdan yana olmalıdır.” — Victor Hugo
• “Adalet, insan topluluğunun bağını kuran kutsal bağdır.” — Platon
• “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” — Hz. Muhammed
• “Bir ülkenin temeli adalettir.” — Mustafa Kemal Atatürk
İnsanlık, Hamurabi Kanunları’ndan Roma Hukuku’na, oradan günümüze kadar uzanan bir süreçte hukuku ve adalet duygusunu büyük emeklerle inşa etmiştir. Ancak bugün gelinen noktada bu birikimin ciddi şekilde aşındığı görülmektedir.
SON SÖZ: Adalet ölürse devlet ölür.
Hukuk susarsa toplum çöker.
Ve unutulmamalıdır ki: Adalet ve hukuk bir gün herkese lazım olur.
A. Uğur GÖKALP 27.03.2026
Yorumlar
Yorum Gönder