Kayıtlar

Eylül, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YOLGEÇEN HANI

Resim
Türkiye'deki problemlerinin başında enflasyon ve işsizlik konusunu yadsımak mümkün değil; ama daha da önemli bir sorunu var...  Mülteci ve göç sorunu. Ekonomik sorunların çözümü var ve halledilebilir; ama mülteci ve göç konusu kolay halledilebilecek gibi görünmüyor.  Evime yakın bir yere aracımı yıkamaya götürdüm. Dört yıkama bölümünden boş olan birinin önünde durdum. Oldukça zayıf, çelimsiz 18-19 yaşlarında görüntüsünden yabancı olduğu hemen kendisini ele veren bir genç yanıma geldi, konuşmadan yüzüme bakıyor.  "İç- dış yıkanacak" dedim.  "Tamam abi" dedi.  İleride köşede ayak ayak üstüne atmış biri, bir taraftan çalışanları izliyor bir taraftan da sigarasını tütütürüyor; yanında siyah mercedes marka bir araç...  Akşamın geç saatleri, benim araç yıkanırken diğer müşteriler işini bitirip gittiler, bir tek ben kaldım. Boşta kalan gençlerden biri geldi benim aracı yıkayana yardım ediyor; diğeri ise çevre temizliğine başladı... Diğer iki çalışanın da yabancı o...

YURDUM HALLERİ VII

Resim
Ankara Kızılay’da bir bankaya gittim, öğle tatili olduğu için kapalıydı. Saat 13.30’da açılacakmış, Sakarya Caddesi’nde etrafa bakarak dolanıp zaman öldürüyorum. Banka 13.30’da açıldı. Numaratörden fiş aldım sıramı bekliyorum. Yedi tane bankodan, sadece ikisinde personel var. Diğer beş tane banko boş; bana sıra gelmesi için tam 30 dakika bekledim, benim gibi 9-10 kişi daha var hepimiz bekliyoruz. Nasıl olsa bizim için zaman bol (!)… Aynı şey, büyük marketlerde de var (gross market), hepsi de yabancı; bakıyorsunuz 15 tane kasa var dört tane kasiyer var. Para yatıracaksın, saatlerce kuyrukta bekle… Verdiğiniz üç kuruşluk asgari ücret; ya arkadaş, dört tane daha eleman çalıştırsana… Daha doğrusu bunlara işyeri açma izini verenler “şu kadar bankoda, şu kadar eleman çalıştırmak zorundasın desene… Çalıştırıp çalıştırmadığını kontrol etsene?” Neyse, konuyu dağıtmayalım… Balıkçıların önünden geçiyorum; balıkçılar semt pazarındaki çığırtkanlar gibi; biri bağırıyor, arkadan öteki daha fazl...

TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ

Resim
Anadolu'da bir laf vardır "takke düştü kel göründü" yani kusuru örten şeyin ortadan kalkmasıyla gerçeğin ortaya çıkması.  Oysa biz taaa en başından biliyorduk kafanın kel olduğunu. Anıtkabir'e güya yazım hatası var gibi yapıp "Anırkabir"  dediler, hiç utanmadan.  Anıtkabir'deki saygı duruşunu aşağıladılar, "oraya gidip sap gibi duruyorlar," dediler.  Yetmedi, cumhuriyeti kuranlara "iki ayyaş" dediler. "Diktatör arıyorsan mazine bak" , dediler.  "Demokrasi bizim için amaç değil araçtır, yeri geldiğinde ineceğiz" dediler. Milli bayramlara katılmamak için," kulağım ağrıyor" deyip, kulağının üstüne yattılar.  Suudi Kralı öldüğünde yas ilan edip, On Kasımlarda göbek attılar.  Amerikan askerlerinin sağ salim evlerine dönmesi için dua ettiler, 30 Ağustos Zafer Bayramlarında Mustafa Kemal Atatürk' ağızlarına dahi almayıp, bir fatiha dahi okumadılar. Cumhuriyete "reklam arası" dediler.  Devlet dairel...

İLK MEKTUP

Resim
  1963-64 öğretim yılı, İlkokul 5. Sınıftayım. Öğretmenimiz Rahmi Özalp, mektup nasıl yazılır, zarfın üzerine adres nasıl yazılır; postaneden alınacak pul zarfın neresine yapıştırılır, örneklerle anlatıyor...  O yıllarda benim bildiğim iki banka var, biri Ziraat Bankası, diğeri İş Bankası; bir de Demirbank vardı, onu da radyo reklamlardan biliyorum. Her sabah, radyonun ilk açılışında "din dan don, bugün 18 Eylül Pazartesi, demirbank hayırlı günler diler... din. dan. don." reklam bu kadar. İlçemiz Kemah'da tek banka var, Ziraat Bankası. Banka, reklam amacıyla 1964 yılında küçük cep takvimi bastırmış; babam da bir tane almış. Takvimin arka tarafında bir de fihrist var. Bu cep takvimi çok hoşuma gitti. Babamdan istedim vermedi. "Kumbaranı götürelim, bankada bir hesap açalım; istersin, bir tane de sana verirler" dedi. Kumbaraya baktım, Tam takır... Iıhh aklıma yatmadı, para biriktirmeye kalksam, kumbara dolana kadar yıl bitecek... Celal Eniştem ve Teyzem Yozgat...