YURDUM HALLERİ VII

Ankara Kızılay’da bir bankaya gittim, öğle tatili olduğu için kapalıydı. Saat 13.30’da açılacakmış, Sakarya Caddesi’nde etrafa bakarak dolanıp zaman öldürüyorum. Banka 13.30’da açıldı. Numaratörden fiş aldım sıramı bekliyorum. Yedi tane bankodan, sadece ikisinde personel var. Diğer beş tane banko boş; bana sıra gelmesi için tam 30 dakika bekledim, benim gibi 9-10 kişi daha var hepimiz bekliyoruz. Nasıl olsa bizim için zaman bol (!)…

Aynı şey, büyük marketlerde de var (gross market), hepsi de yabancı; bakıyorsunuz 15 tane kasa var dört tane kasiyer var. Para yatıracaksın, saatlerce kuyrukta bekle… Verdiğiniz üç kuruşluk asgari ücret; ya arkadaş, dört tane daha eleman çalıştırsana… Daha doğrusu bunlara işyeri açma izini verenler “şu kadar bankoda, şu kadar eleman çalıştırmak zorundasın desene… Çalıştırıp çalıştırmadığını kontrol etsene?”

Neyse, konuyu dağıtmayalım…

Balıkçıların önünden geçiyorum; balıkçılar semt pazarındaki çığırtkanlar gibi; biri bağırıyor, arkadan öteki daha fazla bağırıyor. “Düştü, düştü, palamut düştü”…

Tezgâhlara yanaştım, bakayım kaça düşmüş; “tanesi 70 ₺”… Nasıl düşme bu, nereden düştü bu palamut?

Çevre kirliliği ile ilgili birkaç paylaşım yapmıştım, pet şişeler, plastik ve metal ambalajlar, naylonlar, kağıtlar… Özellikle şehirlerarası yollarda oldukça fazla… Şimdi de gürültü ve görüntü kirliliği, hem de başkentin göbeğinde…

Bir bina, fotoğrafını çektim, sonra bir tane daha…

Ya Allah aşkına, bu tabela kirliliğine dur diyecek biri yok mu bu ülkede? Tabelanın büyüklüğü konusunda hiçbir kanunda, hiçbir kısıtlama yok… Büyük, daha büyük, daha daha büyük, yok benim ki hepsinden büyük, en büyük…

Bunlar görüntü kirliliği değil de ne?

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12. maddesi, ilan ve reklam vergisini anlatıyor.         “Belediye sınırları ile mücavir alan sınırları içinde yapılan her türlü ilan ve reklam, ilan ve reklam vergisine tabidir.” 15. maddesinde de ilan ve reklam vergisinin tarifesi yer almıştır.

18.02.2014 tarih 28917 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 2014/5896 sayılı BKK da ki tarife ise aşağıdaki gibidir.

                       


Tarifenin 3 numaralı bölümüne bakarsanız, “Cadde, sokak ve yaya kaldırımlar üzerine gerilen, binaların cephe ve yanlarına asılan bez veya sair maddeler vasıtasıyla yapılan geçici mahiyetteki ilan ve reklamların metrekaresinden 1 gruptaki belediyede haftalık 10 ₺ olduğunu göreceksiniz.

Birinci resimdeki binanın her iki cephesinde asılan bu ilanın geçici olduğu açıktır. Bu reklamın kaç metrekare olduğunu, bir yılın 52 hafta olduğunu ve ödemesi gereken ilan ve reklam vergisini gelin siz hesaplayın.

Sizce bu vergiyi ödüyor mudur? Ötekiler ödüyor mu?

Elinde metre ile tabela ölçen bir belediyeci veya zabıta gördünüz mü?

Son resim ülkeyi en güzel o anlatıyordu.

 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Çevre Kirliliği: Hava, gürültü, ısı, ışık, toprak, görüntü kirliliği ve radyoaktif kirlilik olarak tanımlanıyor.

“Görüntü kirliliği ise şöyle anlatılmış: İnsanın görme alanına girdiğinde insan tabiatına hoş gelen, onu rahatsız etmeyen görüntülere güzel; insanı rahatsız eden, bir şekilde olumsuz etkileyen görüntülere de çirkin denilebilir. Bu tanıma uygun olarak  insanların doğal çevrede yapmış olduğu olumsuz değişikliklerle sağlıklı insanların görüntü alanlarının kişileri  rahatsız edici hale getirilmesine ‘görüntü kirliliği’ denilmektedir.”

 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE