Kayıtlar

Ocak, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TÜRK, TÜRKÇE, TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI VE FONLAMA LİBERALLER

    Barış Doster 18 Ocak 2023 Çarşamba Son haftalarda yine “Türkçe şiir”, “Türkiyeli edebiyat” gibi saçmalıklara tanık oluyoruz. Etnik ayrılıkçılar, numaracı Cumhuriyetçiler, fonlama liberaller çekiyorlar kampanyanın başını. Bunları mezhepçiliği sosyalizm, etnikçiliği Marksizm, hemşericiliği komünizm sananlar da destekliyor. Bu tür zorlama tanımların, hayatta karşılığı, toplumsal tabanı olmadığı gibi, bilimsel temeli de yok. Yanlışları sıralayalım...  1. Kendi dili olana millet diyoruz. Bunu pekiştiren, hızlandıran bir unsur da, devlet kurmak elbette. Fakat her devlet, ille de ulus devlet olmuyor. Kısa sürede ulus yaratamıyor. Kendisini ulus devlet olarak da tanımlamıyor. Bunun tarihsel, siyasal, kültürel, toplumsal, coğrafi, iktisadi koşulları farklı çünkü.   2. Türkiye, ulus devlet. Türklerin dili var, Türkçe. Devleti var, Türkiye Cumhuriyeti. Ülkesi var, Türkiye. Tarihsel süreçte Türk; hem ırkın adı hem ulus kimliğin, üst kimliğin, ortak kimliğin adı. Yaşadığ...

DOĞRUCU DAVUT

Doğrucu Olmak “Doğrucu Davut” deyişini hepimiz kullanırız da, kimmiş bu Doğrucu Davut, neler yapmış diye merek etmeyiz. Bununla ilgili birçok hikâye anlatılır, işte bunlardan ikisi. * Padişahın huzurunda tüm divan üyeleri hazırdır. İkram edilen çilekleri Padişah şeker yerine yanlışlıkla tuza batırır. Arkasından sadrazam da şeker yerine tuza batırır ve yedikten sonra bozuntuya vermeden "pek de güzel oldu" der.  Tüm divan üyeleri de tuza banıp "pek güzel oldu" derler.  Birden "berbat!" diye bir ses yükselir Davut'tan.  Herkes, ona dönünce… Davut:  "Çilek meclisi neyse de Padişahım, hükümet meclisinde de bunlar size böyle yaparlar…" der… Bir başka hikaye; * Padişahın birinin Doğrucu Davut adında bir veziri varmış, Padişah savaş hazırlıkları yaparken sormuş,  “ Davut söyle bakalım, bu savaşı kazanabilir miyiz?"  Doğrucu Davut durumu incelemiş, bakmış durum iyi görünmüyor.  “Padişahım gelin bu savaştan vazgeçin, şu şu nedenlerden dolayı savaş...

SİTE AİDATLARI CEP YAKIYOR.

Son günlerde TV ve basında apartman, site ve işyerleri aidatlarının neredeyse kira tutarlarına yaklaştığına, bu durumun kiracıları ve ev sahiplerini oldukça zorladığına dair haberleri izliyoruz. Geçenlerde bir yakınımla sohbet ederken iş her sohbette olduğu gibi fahiş fiyat artışlarından apartman ve site aidatlarına geldi. Kendisinin işyerinin aidatının aylık 36.000 TL olduğunu söyleyince  “yok artık daha neler!...” diye bir cümle çıktı ağzımdan. Sonra, işyerinin üç dairenin birleşmesinden oluştuğunu söyledi. Yani her daire için aylık 12.000 TL, sanki bu azmış gibi… Aidatlardaki bu fahiş artışın genel sebebi ekonomik dalgalanmalar olsa da, aidat miktarını belirleyen kat malikleri kuruluna katılımın az olması; öte yandan denetim ve kontrol mekanizmasının zayıf olmasından da kaynaklandığı açıktır. Bu nedenle bu tür bir durumla karşılaşmamak için yapılabilecek ilk iş, apartman ve site yönetim genel kuruluna katılıp aidat miktarı belirlenirken gerekli itirazları genel kurula sunup ve d...

AFFAN DEDE

Affan Dede, İstanbul’un Selimiye semtinde, geçtiğimiz yüzyılın başlarında yaşamış bir oyuncakçı, bir Mevlevi dervişi. Affan Dede’nin küçücük dükkanı, Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nde çıkar karşımıza. Koçu’dan Affan Dede’nin dükkanının evinin altında olduğunu öğreniriz. "Öylesine dardır ki bu dükkan, Affan Dede müşteriyle ilgilenmek için oturduğu yerden kalktığında, başı tavana asılı Eyüp beşiklerine ve kaynana zırıltılarına çarpardı. Bu masalsı dükkan, Karacaahmet mezarlığına bakan, Üsküdar-Kadıköy yolu üzerindeydi."  Ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı'da uğramış olmalı ki bu oyuncakçı dükkanına, şu şiiri yazmış. AFFAN DEDE Affan Dede’ye para saydım, Sattı bana çocukluğumu. Artık ne yaşım var, ne adım; Bilmiyorum kim olduğumu. Hiçbir şey sorulmasın benden; Haberim yok olan bitenden. Bu bahar havası, bu bahçe; Havuzda su şırıl şırıldır. Uçurtmam bulutlardan yüce, Zıpzıplarım pırıl pırıldır. Ne güzel dönüyor çemberim; Hiç bitmese horoz şekerîm...  Cahit Sıtkı ...

BÖYLE DOSTLARIMIZ OLDUKÇA…

Oğlum Berk’i 5 Haziran Pazar günü evlendirdik; bir kızım vardı, nur topu gibi bir kızım daha oldu. Adını Yağmur koyduk. Onlara, bir ömür boyu sağlık, huzur ve mutluluklar diliyorum. Düğün için 250 kişilik salonda boş yer kalmadı. Bu arada tabii ki birçok arkadaşıma ve dostuma da davetiye gönderemedim. Onlardan şimdiden özür diliyorum. Gelen dostlarım arasında kimler yoktu ki… Trabzon’da birlikte görev yaptığımız eski başsavcı Av. Muzaffer Öztürk ve Eşi Esma Hanım Denizli’den, Oğlu Av. Utku Öztürk İstanbul’dan… Tatillerini erteleyerek düğünümüze katılan can dostum, KTÜ eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Basri Şentürk ve Eşi Aysel Hanım, Kızları Av. Beren Hanım…  Üniversiteden 50 yıllık can arkadaşlarım;  Özdemir Taner ve Eşi Nurhal Hanım Aydın’dan,  Veli Kamber ve Oğlu Volkan Eskişehir’den,  Halil Çıldır ve Eşi Aynur Hanım Fethiye’den… Hemşerim can dostum, lise ve üniversite yıllarından 60 yıllık arkadaşım Av. Sedat Küçükyılmaz İstanbul’dan… 1980 yılında, Maliye B...

UFUKSUZ UFUK'LAR...

Anadolu denilen mucizevi coğrafya, Malazgirt Savaşı'nı milat kabul edersek tam 947 yıldır Türk yurdu. Neredeyse bin yıllık bir yapı, bin yıllık bir yurt. İnsanlık tarihinin zaman ölçülerine göre çok fazla bir süre de sayılmaz aslında.  Bu süre içinde Türkler bu topraklarda iki dünya imparatorluğu ve onlarca da devletcik ve beylik kurdular.  Hele hele, Gazi Mustafa Kemal'in önderliğinde ve daha 95 yıl önce kurduğumuz cumhuriyet var ki, tam anlamıyla bir yeniden doğuş mucizesi... Küllerinden doğan, masal kuşu Zümrüd-ü Anka'nın, Ankara'da ortaya çıkışı... Bu zaman dilimi; binlerce acıyı, gözyaşını, sevinci, yanmışlığı, yıkılmışlığı,dirilişi ve uyanışı ifade ediyor.  Bedri Rahmi'nin  "dev memeli garip memleketim" diye çığlık attığı kutlu topraklar, Anadolu'dur bu... Anadolu: dev memesinde cüceler besleyen garip memleket... Boynu bükük, el-avuç ovalayan, medet uman, aman dileyen, diz çöken, soytarılık ve şaklabanlığı karakter edinen, "UFUKSUZ UFUK'...

DURDUM DİVANA UYMAM İMAMA!!!

  Hadi uy uyabilirsen... Baş imam Ali Erbaş, şeytana uyduysa, ben nasıl imama uyayım... Sen kalk fesli Kadir'i ziyarete git, hem de 10 Kasım'dan bir gün önce, hem de resmi kıyafetle... Sonra da kalk, insani duygularla yapılan bir ziyaretti de... Kul hakkından bahset...  Bunca olan karşısında sus, sesini çıkarma... İşin ucu kendine dokununca kul hakkı; öyle mi?  Fesli Kadir'i ziyaret etmek, ona bağlılıklarını bildirmek, ben de senin gibi düşünüyorum demektir... Resmi kıyafetle ziyaret etmek, diyanette senin gibi düşünüyor demektir. Senin düşüncelerini onaylıyoruz demektir.  Yetmedi, ona hediyeler vermek, ciltler halinde kitaplar sunmak, bunlarda mı insani duygulardı Ali Erbaş?... Ermeni Patrik'i hasta olsa da onu ziyarete gitsen anlarım. Ama konu Fesli Kadir olunca iş değişiyor, Ali Erbaş... Mesela diyorum, Feto da hasta olsa ona da ziyarete gider misin? İnsani duyguların yüksek ya!.. Gelelim kul hakkına...  Sana gelince kul hakkı... Peki, kurtuluş savaşı şehitle...

BAŞKAN BABAMIZIN SONBAHARI

Resim
1982 yılında Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez Nobel Edebiyat ödülünü alınca Türkiye'de de kitapları basılmaya başlandı ve o yıl hemen Marquez'in üç kitabını aldım. "Yüzyıllık Yalnızlık", "Kırmızı Pazartesi" ve " Başkan Babamızın Sonbaharı". Neredeyse aradan 37 yıl geçmesine rağmen, Kırmızı Pazartesi'de bizdeki töre cinayetlerine benzer bir hikayenin anlatıldığını,  Başkan Babamızın Sonbaharı'nda da 182 yıl yaşayan bir diktatörün, bir generalin elinin altında, onun sözüne uygun olarak yaşayan ve emirlerini uygulayanların, dilsiz bir kabullenişle susan halkın, ineklerin, kuşların, korkunun, sevgisizliğin, ihanetin, şiddetin, sömürünün çağları aşan yaşamın öyküsünün anlatıldığını, hatırlıyorum.  Ama romanın bir bölümü vardı ki hiç aklımdan çıkmadı.  Başkan Baba her hafta bizdekine benzeyen bir piyango düzenletmektedir. Ama ne hikmetse, her hafta büyük ikramiyeyi Başkan kazanmaktadır. Çünkü; yapılan piyango çekilişinde Başka...

ASGARİ ÜCRET

  “Asgari ücret belirlenirken çalışanların temel gereksinimleri göz önünde bulundurulur.” Yasa böyle diyor. Bunlar arasında konut, gıda, ulaşım ve sağlık harcamaları ön plana çıkar. Bu belirleme yapılırken en temel ihtiyaçlara odaklanılarak söz konusu masrafların güncel fiyatları dikkate alınır. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun asgari ücretle ilgili kararı 29 Aralık tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır. Kararın 1 numaralı bendinde " Milli seviyede tek asgari ücret tespitine” diyerek, Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde aynı asgari ücret belirlenmiştir. Yani, günlük 333 lira 60 kuruş; aylık brüt 10.008 Lira, net: 8.506 lira 80 kuruştur. Komisyonda işçi, işveren ve devletin temsilcileri günlerce tartışıyorlar ve sonunda “Milli seviyede tek bir asgari ücret” tespit ediyorlar. Bir tanesi de demiyor ki, Bayburt’taki ya da Ardahan’daki işçinin temel ihtiyacı ile İstanbul’daki işçinin temel ihtiyacı aynı olur mu? Demiyor/diyemiyor; çünkü yasa böyle. “Türkiye’de milli seviyede tek ...

PET ŞİŞELER VE NAYLON POŞETLER…

  07.08.2021 tarihinde “Poşetler ve Pet Şişeler Çevreyi Kirletmeye devam ediyor.” diye bir yazı paylaşmıştım. Bu yazıda: “10 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Çevre Kanunu’nda yapılan bazı değişikliklerle plastik poşet kullanımından kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla, poşetlerin ücret karşılığı verilmesi kararlaştırılmış ve yasanın yürürlüğe girmesiyle de uygulanma başlamıştır.    Diğer yandan; yasaya eklenen Ek:12. madde ile “çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla Bakanlık, belirleyeceği ambalajlar için depozito uygulamasını 01.01.2021 tarihinden itibaren zorunlu tutar” hükmü ile de çevre kirliliğine sebep olan özellikle pet şişe uygulamasına son verileceği ve cam şişenin zorunlu olacağı ve depozito zorunluluğu uygulamasına geçileceği belirtilmiştir.   Heyhat!... Sürenin dolmasına yedi gün kala 24.12.2021 tarihli yeni bir yasayla bu süre 01.01.2022 tarihine uzatılmıştır. Başlangıçta verilen iki yıllık sürede özellikle ürünleri...

MAHFİ EĞİLMEZ -KENDİME YAZILAR-

Aralık 31, 2022 2022 yılı bütün dünya için kötü bir yıl oldu: Her tarafta enflasyon yükseldi, büyüme düştü, kimi ülkede bütçe açığı, kimi ülkede cari açık yükseldi. Ekonomi politikasının birbiriyle çelişen sonuçlarını yaşamaya başladık: Enflasyonu düşürmenin bedeli büyümenin de düşmesi ya da büyümeyi yüksek tutmaya çalışmanın bedeli yüksek enflasyon olarak karşımıza çıktı. 2022’nin belki de tek olumlu yanı bütün bu çelişkili gelişmelere karşılık işsizlik oranlarının denetimden çıkmaması oldu. Türkiye açısından da 2022 kötü bir yıldı. Son birkaç yıldır her gelen yıl bir öncekinden kötü olduğu için önceki yıllar daha iyiymiş gibi hatırlanıyor. 2022 yılı biterken atılan adımlar 2023 yılı ve özellikle de seçimden sonrası için büyük çapta olumsuz bir birikim yarattı. Bunu belki ilk altı ayda o kadar fazla hissetmeyeceğiz ama yılın ikinci yarısında bütün bu adımların etkisini omuzlarımızda hissetmeye başlayacağız. Yapılan asgari ücret artışı, yaşanan anormal enflasyon karşısında zorunluydu. ...

YURDUM HALLERİ –X-

Geçenlerde basında şöyle bir haber okudum: “Bazı ürünlerden tahsil edilecek geri kazanım katılım payı tutarlarının güncellenmesiyle market poşetlerinin fiyatı da arttı. Bir plastik poşet 25 kuruştan 38,5 kuruşa yükseldi. Ancak artış vatandaşa yansımayacak, aradaki farkı marketler karşılayacak...” Öncelikle bu 13,5 kuruş farkı biz tüketicilere yansıtmayıp, market sahiplerinden aldığınız için ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu market sahiplerine de oh oldu; siz değil mi sürekli zam yapan, alın görün gününüzü şimdi. İnşallah bu zammın altında kalır en kısa zamanda batarsınız (!)                                                  *** 28 Aralık 2022 tarihli Resmi Gazete’ de   “Bazı Ürünlerden Tahsil Edilecek Geri Kazanım Katılım Payı Tutarlarının, 01.01.2023 Tarihinden İtibaren Geçerli Olmak Üzere Tespit Edilmesi Hakkında Karar” (Karar sayısı: 6615) Cumhurb...