Kayıtlar

Şubat, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AH HOCA VAH HOCA!

İlber Hoca hakkında yazacaktım, biraz bekledim. Tüm olanları, yazılanları okudum, hatta Fatih Alaylı'nın Hoca’yı kurtarma videosunu da sonuna kadar izledim. Olmadı İlber Hoca, olmadı. Hayatının en büyük tarihini yazacaktın, yazamadın. O soysuz diyen, soysuzun kafasına elindeki bastonu neden geçirmedin demiyorum elbette. Ama bastonunu yere bir iki kez vurup, bir kaç cümleyle o meczuba haddini bildirebilirdin. Ama birincisini yapsaydın hayatının en büyük tarihini yazmış olacaktın. İnan bana Hoca, bugüne kadar sattığın kitaplardan daha çok satacaktı bu… O soysuz diyen soysuz, aslında sana hakaret etti. “Bu adam kim tanımıyorum ben” diyorsun ya, aslında o seni çok iyi tanıyor ve senin yazdığın tarihe saldırıyor… Hem nasıl tanımıyorsun? Bu tipleri toplum çok iyi tanır. Mesela bizim ilde bir deli vardı, adı Haydar. Haydar’ı ilin tümü, çoluk çocuk herkes tanırdı. Bunu da kime sorsan tanır, bir sen tanımıyormuşsun! Sen orada olmasaydın, o bu lafı etmezdi. Etse bile bu kadar ciddiye alınmaz...

GÜMÜŞ

Resim
Bugün Kemah Belediyesi’nin Facebook sayfasında bir ilan; Merhum Şehzat Selçuk’un eşi Mücella Yıldız Selçuk’un vefat haberi vardı. Merhumeye Tanrı’dan rahmet, çocukları Sema, Semih ve Seda’ya sabırlar ve baş sağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Taziye mesajını okuyunca anılar beni altmış yıl gerilere götürdü. Rahmetli Şehzat Bey İlçemizin tarım müdürü idi. Eski hükümet konağına babamı ziyarete giderdim. Tarım ilçe teşkilatı da tam babamın odasının karşısındaydı. Şehzat amcayı da orada görürdüm. Şehzat amca aynı zamanda avcı biriydi ve av köpekleri vardı. Evleri Çarşı Mahallesi’nde Kalenin altındaydı. Ailecek görüşüyoruz… Köpekleri yavrulamış; 5-6 yavru, yavrular daha bir aylık var yok… Ağabeyim içlerinden birini almış getirdi… Adını “Gümüş” koyduk… Simsiyah, sadece karın tarafında hafif bir beyazlık var, kulakları kocaman, yerleri süpürüyor… Annem kızıyor, istemiyor… Sokağa atmaya da kıyamıyor… Bana yalvarıyor yakarıyor, geri götür diye. Annemin yalvarmalarına d...

VERGİYİ TABANA YAYMAK!..

1980 yılında Maliye Bakanlığında göreve başladım. Vergi konusunda en çok duyduğum konulardan birisi “Vergiyi Tabana Yaymak” ifadesidir. Her bütçe görüşmelerinde, her yeni vergi kanunlarının hazırlanıp meclise sunulmasında bu cümleyi duyarız. Pekâlâ, vergiyi tabana yaymaktan kastedilen nedir?  Vergiyi tabana yaymakla kastedilen; kayıt dışı ekonominin önlenmesi, vergi adaletinin sağlanması, vergi politikalarında ülke ekonomisinin gelişmesi yönünde adımlar atılması, teşvik politikasının, istisna ve muafiyetlerin adil olması, vergi bilincinin artırılması ise buna itirazımız olamaz. Bu söylenenler ne yazık ki bugüne kadar gerçekleştirilemedi. Bugünkü haliyle vergi, çok büyük bir çoğunlukla tabanın üzerindedir. Yapılması gereken tabanın üzerindeki bu yükün kaldırılarak daha adil bir vergi sisteminin düzenlenmesidir. Dolaylı ve Dolaysız Vergiler, Okullarda vergi konusunda ilk öğretilen şey, dolaylı vergiler- dolaysız vergiler ya da daha eski bir tabirle vasıtalı vergiler- vası...

MANGAL

2018 Yılında Almanya’nın Hamburg kentine kızımızı ziyarete gittik. Elbe ve Alster nehirlerinin oluşturduğu 2302 köprüsüyle göl ve kanallar şehri Hamburg... Bu kadar güzel bir kent gerçekten çok azdır. Göl, küçük bir göl, bir kaç saatte etrafında bir tur atabiliyorsunuz. Gölün etrafında yer yer 200-300 metrede hiçbir yapılaşma yok, tamamen doğal hayat, yürüyüş ve bisiklet sporuna ayrılmış, yüzlerce insan, yürüyen, koşan, pusetiyle bebeğini gezdiren veya köpeğini gezdiren güler yüzlü insanlarla dolu. Kanallarda ve göl kenarlarında yuva yapmış kazlar, kuğular, mekeler, karabataklar… Biz de gölün etrafında zaman zaman dinlenerek, doğayı seyrederek yürüyoruz. Bir noktaya geldik, iki futbol sahası genişliğinde yemyeşil çimlerle kaplı, hiç ağaç bulunmayan boş bir alan. Burası neden böyle boş kalmış, neden hiç ağaç yok, diye düşünürken, kızıma sordum. “Gizem burası neden böyle boş?” Kızım: “baba burası piknik alanı, hava açık ve güneşli olunca herkes buraya gelir, güneşlenip, piknik yapar.” de...