AH HOCA VAH HOCA!
İlber Hoca hakkında yazacaktım, biraz bekledim. Tüm olanları, yazılanları okudum, hatta Fatih Alaylı'nın Hoca’yı kurtarma videosunu da sonuna kadar izledim. Olmadı İlber Hoca, olmadı. Hayatının en büyük tarihini yazacaktın, yazamadın. O soysuz diyen, soysuzun kafasına elindeki bastonu neden geçirmedin demiyorum elbette. Ama bastonunu yere bir iki kez vurup, bir kaç cümleyle o meczuba haddini bildirebilirdin. Ama birincisini yapsaydın hayatının en büyük tarihini yazmış olacaktın. İnan bana Hoca, bugüne kadar sattığın kitaplardan daha çok satacaktı bu… O soysuz diyen soysuz, aslında sana hakaret etti. “Bu adam kim tanımıyorum ben” diyorsun ya, aslında o seni çok iyi tanıyor ve senin yazdığın tarihe saldırıyor… Hem nasıl tanımıyorsun? Bu tipleri toplum çok iyi tanır. Mesela bizim ilde bir deli vardı, adı Haydar. Haydar’ı ilin tümü, çoluk çocuk herkes tanırdı. Bunu da kime sorsan tanır, bir sen tanımıyormuşsun! Sen orada olmasaydın, o bu lafı etmezdi. Etse bile bu kadar ciddiye alınmaz...