MANGAL

2018 Yılında Almanya’nın Hamburg kentine kızımızı ziyarete gittik. Elbe ve Alster nehirlerinin oluşturduğu 2302 köprüsüyle göl ve kanallar şehri Hamburg... Bu kadar güzel bir kent gerçekten çok azdır. Göl, küçük bir göl, bir kaç saatte etrafında bir tur atabiliyorsunuz. Gölün etrafında yer yer 200-300 metrede hiçbir yapılaşma yok, tamamen doğal hayat, yürüyüş ve bisiklet sporuna ayrılmış, yüzlerce insan, yürüyen, koşan, pusetiyle bebeğini gezdiren veya köpeğini gezdiren güler yüzlü insanlarla dolu. Kanallarda ve göl kenarlarında yuva yapmış kazlar, kuğular, mekeler, karabataklar…

Biz de gölün etrafında zaman zaman dinlenerek, doğayı seyrederek yürüyoruz. Bir noktaya geldik, iki futbol sahası genişliğinde yemyeşil çimlerle kaplı, hiç ağaç bulunmayan boş bir alan. Burası neden böyle boş kalmış, neden hiç ağaç yok, diye düşünürken, kızıma sordum.
“Gizem burası neden böyle boş?”
Kızım: “baba burası piknik alanı, hava açık ve güneşli olunca herkes buraya gelir, güneşlenip, piknik yapar.” dedi.
“Ya öyle mi! Almanlar mangal da yakar mı burada?” dedim.
“Tabi hem de çok severler mangalı” dedi.
Ve şu olayı anlattı. Bu olayı bir kaç yerde anlattım; ama yazmamıştım.
Bugün yazayım dedim.
“ Baba biz de 5-6 arkadaş buraya pikniğe geldik ve mangal yaktık. Bir zaman sonra resmî üniformalı birisi geldi ve elindeki şerit metre ile mangalın tabanıyla çimlerin arasını ölçtü. Ben şaşkınlıkla adamı izliyorum, aramızda Alman olan arkadaşla bir şeyler konuştular. Görevli gittikten sonra ne oldu diye sorduk. Arkadaşımız “mangalın tabanı ile çimlerin arasının en az 30 cm olması gerekiyormuş, bizim mangal 25 cm olduğu için, çimlere zarar veriyorsunuz, size ceza yazmam gerekiyor, demiş. O da yazamazsın diye itiraz etmiş, mangalın tabanı ısı geçirmez, demiş.
Neyse, adam gitti; biraz sonra daha kıdemli olan ya da müdürü olan birisiyle birlikte tekrar geldiler. Müdür olan mangalı tekrar ölçtü, Alman olan arkadaşla konuştular, elini mangalın altına koydu ve ikna olmuş olmalı ki, ceza yazmadan gittiler ve tüm alanı tek tek kontrol ettiler.”
Şu Alman’ın bir mangal tabanı kadar çimlere verdiği değere bakın, bir de dönüp Erzincan İliç’deki doğaya, ya da Kaz dağlarına ormana bakın…
Sonra oturup ağlıyoruz, peynir niye 300 ₺ oldu, zeytin niye 350 ₺, süt neden 40₺, yumurta neden 6 ₺ vs…
Başka ne bekliyorsunuz?
A. Uğur GÖKALP
18.02.2024

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE