Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Atatürk'ten İsmet Paşa`ya

Resim
ATATÜRK'ten İsmet Paşa'ya...30.10.1923            "SEVGİLİ Paşam, Cumhuriyet'in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğudaki aşiret, bey, ağa...

CDS

Resim
CDS nedir?  Credit Default Swap,  CDS(Kredi Temerrüt Takası) kelimesinin kısaltmasından meydana gelmektedir. En yakın türkçe anlamıyla borçların ödenmeme riskine karşı sigorta maliyeti olarak tanımlanabilir. Peki ekonomi bültenlerinde sık sık duyduğumuz CDS aslında neyi söylemek ister? Niye bu kadar önemlidir?   Türkiyede son durumu nedir birlikte inceleyelim… CDS, elinde tahvil vb. finansal araçlar bulunduran bir kişinin, vade sonundaki alacağının belirli bir bedel karşılığında ödenmeme riskinin ortadan kaldırılmasına yarayan bir finansal enstrümandır. Aslında bir nevi basit bir sigortalama işlemi gibi düşünülebilir.  Örnek olarak yüksek getirisinden dolayı portföyünüze Yunanistan devlet tahvili aldığınızı düşünelim. Hem bu yüksek getiriden istifade edip hem de bu yatırımınızın geri dönmeme riskine katlanmak istemiyorsunuz.  Bu sırada CDS imdadınıza yetişiyor ve güncel bazı hesaplamalardan sonra her ülkenin riskine göre belirli bir maliyeti CDS...

MERAKLISINA BİR KİTAP "Beyaz Zambaklar Ülkesinde"

Resim
Grigori Petrov'un "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabını çok önceleri okumuştum. Arkadaşım Feridun " Ya çok güzel bir kitapmış, bunu şimdiye kadar niye okumamışım, sen okudun mu? diye sorunca, Kitabı İş Bankası Kültür Yayınları, Nisan 2021 baskısını yeniden alarak bir kez daha okudum.  Uzun yıllar ulus kimliğine sahip olamamış, bir İsveç'in, bir Rusya'nın egemenliği altına girmiş, işgaller, toplumsal  eşitsizlikler, yoksulluk ve türlü güçlüklerle boğuşmuş, bataklıklar ülkesi Finlandiya'nın nasıl kalkındığını anlatır bu kitap.  Bugün, dünyanın bir numaralı mutluluk ülkesidir Finlandiya. Olayın kahramanı Snellman'dan birkaç paragraf.  "Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamları kafelerde iskambil kağıtları ve domine taşlarının başına oturun diye ye...

Pazar Yürüyüşü, İki Polis, Bir Çiçek ve Bir Kadın

Resim
Her gün yürüyormuş gibi pazar günü yürüyeceğim tuttu ve sabah dokuzda eşofmanlarımı giydim dışarı çıktım.  Sitenin alt tarafında, resimde göründüğü gibi gidişli gelişli, kestane ve çam ağaçları arasında 800 m'lik bir yürüyüş yolu... Daha yolun yarısına ancak geldim. Günlerden pazar olduğu için sokağa çıkma yasağı varmış; yolda benden başka kimse yok. Ağır ağır adımlarla, dalgın dalgın yürüyorum. Yolun karşı tarafından gelen iki kişinin de farkında değilim.  Tam yanıma gelince,  "Günaydın beyefendi" dediler, döndüm ve ben de "günaydın" dedim.  O anda fark ettim. Karşımda iki tane polis vardı.  "Bugün sokağa çıkmak yasak" dedi biri. "İyi de burası sitenin bahçesi, açık hava; üstelik burası sokak değil, yürüme yolu."   "Olsun" dedi.  Öteki "Sokağa değil, dışarı çıkma yasağı var; nereye gidiyorsun?" dedi... "Yahu!.. Nereye gideyim, yürüyorum işte!..." diyemedim tabi.  "Bakkala gidiyorum...

MERAKLISINA BİR KİTAP "Bir Alman'ın Hikayesi"

Resim
Sebastıan Haffner Hatırladıklarım (1914-1933) Kitabın yazarı Haffner, Nazilerin adım adım iktidara gelişini, " Yok canım hiç olur mu?" denenlerin gerçek oluşunu yaşayan, sıradan bir Alman. Tüm olaylara birinci elden tanıklık ediyor. Politik olmayan, sertleşen siyasi mücadeleyi korunaklı bir konumdan izleyen, " Bana dokunmazlar" diyen birisiyle karşı karşıyayız. Bu totaliter iktidarın nasıl herkese, her şeye, hayatın her alanına dokunduğunu yavaş yavaş, ürpererek fark ediyor, soluğu daralıyor.  Kitap, o ürpertinin hikayesi... Bu kitap, bir görgü şahidinin ağzından  " Böyle bir şey nasıl olabildi? " sorusuna cevap veriyor; savaş öncesi kuşağının ardından gelen kuşağın, tekrar tekrar sorduğu ve çoğunlukla "Biz hiçbir şey bilmiyorduk." cevabını aldığı soruyu, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde çürütüyor. Bir şey görmeyenler, hiçbir şey görmek istemedikleri için görmemişlerdi. Birinci Dünya Savaşı'ndaki anlaşılamamış...

MERAKLISINA BİR KİTAP "MALTA SÜRGÜNLERİ"

Resim
Zoraki eve kapanma günlerinde okunacak en güzel kitabın "Malta Sürgünleri" kitabı olduğuna karar verdim. Eski büyükelçi Bilal N. Şimşir'in büyük emeklerle, İngiliz belgelerine dayanarak hazırladığı bu güzel kitabı öneririm. 1. Dünya şavaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu Ekim 1918 mütareke ister. Heyetler, Limni Adası'nın Mondros limanında 26 Ekim 1918 gecesi buluşurlar. Çok ağır şartları içeren 24 maddenin tümü kabul edilerek imzalanır. İmza edenlerin arasında Hamidiye Kahramanı Bahriye Nazırı Rauf Orbay' da vardır. Mondros Mütarekesi kamu oyuna bir başarı olarak sunulur. Osmanlı Parlementosu anlaşmayı oy birliği ile onaylar. Oysa durum hiçte öyle değildir. 13 Kasım 1918 günü 55 parçalık donanma Dolmabahçe önlerinde demirler.  (22 İngiliz,  17 İtalyan, 12 Fransız, 4 Yunan) Beyoğlu'na 3.500 düşman askeri çıkar. Bu arada İttihat Terakki'nin yönetici kadrosu 2 Kasım 1918 günü yutdışına kaçmıştır. Olayların sonunda ikinci kez 16 Mart 1920 gü...

Sahil

Resim
Hafta sonu, cumartesi, akşam üzeri telefonum çaldı, hanım arıyor; miskin miskin evde oturup televizyon izliyorum.  Hoş sohbetten sonra,  "Ne oturuyorsun, kalk eşofmanlarını giy, sahile in, biraz yürü" dedi.  On dakika sonra sahildeydim; 20 derece, ılık bir hava, gün sonu, güneş batmak üzere... Yürüyüş dostlarım Trabzon'u terk edeli, sahil yürüyüşlerini bırakmıştım. Hayli zamandır yürümüyordum. Ayasofya'nın karşısından Akçaabat yönüne yürümeye başladım... Deniz doldurularak yapılan kara yolu ne yazık ki Trabzon'un denizle olan ilişkisini  kesti... Spor-Toto teşkilatının yaptığı yürüyüş yolu, kısmen halkın denizi göreceği, hissedeceği, deniz havası alacağı bir mekan olmuştu. İlk yapıldığı yıllarda, sadece yürüyüşü bir spor halinde yapanlar için açık havada, deniz kenarında, hoş bir yerdi.  Yapıldığından bir kaç yıl sonra, belediye önce küçük bir iki büfe yaptı...  Bu küçük büfeler; köfte, sucuk-ekmek, çay-kahve derken işi bayağı büyütmüşler. ...

CDS Nedir?

Biraz da bilgi... CDS nedir?  Credit Default Swap,  CDS (Kredi Temerrüt Takası) kelimesinin kısaltmasından meydana gelmektedir. En yakın Türkçe anlamıyla borçların ödenmeme riskine karşı sigorta maliyeti olarak tanımlanabilir. Peki ekonomi bültenlerinde sık sık duyduğumuz CDS aslında neyi söylemek ister? Niye bu kadar önemlidir?   Türkiye'de son durumu nedir birlikte inceleyelim… CDS, elinde tahvil vb. finansal araçlar bulunduran bir kişinin, vade sonundaki alacağının belirli bir bedel karşılığında ödenmeme riskinin ortadan kaldırılmasına yarayan bir finansal enstrümandır. Aslında bir nevi basit bir sigortalama işlemi gibi düşünülebilir.  Örnek olarak yüksek getirisinden dolayı portföyünüze Yunanistan devlet tahvili aldığınızı düşünelim. Hem bu yüksek getiriden istifade edip hem de bu yatırımınızın geri dönmeme riskine katlanmak istemiyorsunuz.  Bu sırada CDS imdadınıza yetişiyor ve güncel bazı hesaplamalardan sonra her ülkenin riskine göre belirli bir mali...