EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ


Türkünün sözlerinin Sebahattin Ali’ye ait olduğu söylense de bunu kanıtlayan ciddi bir bilgi yoktur ve anonim olarak kabul edilmektedir.

Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz.

Şarkı birçokları tarafından icra edilse de en güzelini Edip Akbayram söylerdi. İyi ki bu günleri görmedi.

Maduro’nun, eşiyle birlikte yatak odasından alınıp götürülmesi bir yana; adamı arkası açık bir araçla New York sokaklarında, kafese kapatılmış bir hayvan gibi dolaştırıp halka teşhir ettiler.

Dünya tarihi bu kadar aşağılayıcı bir işlem görmedi. Maduro’yu savunmam mümkün değil; ama Trump’un yaptığı tam bir eşkıyalık. Ne kendi ülkesinin hukukunu sayıyor, ne anayasasını takıyor, ne Amerikan Kongresini ne de Birleşmiş Milletler Sözleşmesini…

Dünya tarihi yüzlerce, binlerce savaş gördü; ancak böyle bir rezaleti ilk defa görüyor.

Amerika bunu ilk defa da yapmıyor. Irak’ta da, Libya’da da yaptı.

Birçok ülke yapılanı kınadı. Destekleyenler de var; tabii başta İsrail ve İngiltere. Şaşırdık mı? Hayır…

Eşkıyalık bir kez başladı mı durmuyor. Çünkü kolay para kazanmanın yolu bu: Vur tepesine, al elindekileri… Hak, hukuk, demokrasi, insan hakları… Hadi canım sen de…

Yunan Generali Nikolaos Trikopis, Türk Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olan Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar, 30 Ağustos 1922) sonrasında esir düşer. Mustafa Kemal Paşa generali ziyaret eder ve şöyle der:

“Üzülmeyiniz General. Siz vazifenizi yaptınız; talih size karşıydı.”

Şu asalete bakın!.. Bir de Trump’un yaptığına… Adamı kafese kapatılmış bir hayvan gibi New York sokaklarında dolaştırıyor. Ayıptır yahu!…

Eşkıyalık sadece Amerika’da mı? Amerika eşkıya ise İsrail ne? Daha başkaları da var tabii… Tek tek saymaya ne gerek, hepsini biliyorsunuz.

Irak Savaşı’nda babası ve annesi ölen, ayakları kopan minik Öner’in Irak Savaşı’nı yöneten General Tommy Ray Franks’e yazdığı mektup ve onu şiirleştiren Faruk Hazar’ın şiiri ile bitirelim.

DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAN DEMOKRASİ!!

Ben Basra’dan Ömer.

Belki haberin yoktur diye yazıyorum, Franks;

Önce demokrasi yağdı göklerden,

Sonra özgürlük geçti üstümüzden

Palet palet…

Ve insan hakları namlularından

Yüzü maskeli adamların,

Saniyede bilmem kaç bin adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti.

Bir gün sonra anladım ayaklarımın koptuğunu.

Babamın vücudunda

Tam on sekiz adet

İnsan hakkı saymışlar.

Annem zaten yoktu

Ben doğarken;

İlaç yokluğundan ölmüş.

Ambargo falan dediler ya,

Anlamadım, çocuk aklı işte…

Sen daha iyi bilirsin…

Sizde de barış böyle midir, Franks?

İnsan hakları çocukları yetim

Ve ayaksız bırakır mı orada da?

Ya demokrasi?

Güpegündüz pazara düşer mi?

Ve zenginlik…

İnsanları korkudan uykusuz bırakır mı?

Ve kuşlar gökyüzünü terk eder mi orada da?

Babamla söylediğim son dua dilimde,

Ayaklarım hastanede

Ve giymeye kıyamadığım ayakkabılar

Elimde kaldı…

Çocuğun var mı, Franks?

Al… çocuğuna götür onları,

Bir işe yarasın.

Kim bilir, baktıkça

Belki beni hatırlarsın…

Bu nasıl demokrasi, Franks?

Düştüğü yeri yaktı.

Merhamet hür dünyaya

Bu kadar mı ıraktı?

***

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE