TUVALETTEKİ CÜZDAN

Yıl 1975-76 günlerden cuma, rahmetli ağabeyim Mehmet Uçar GÖKALP Erzincan zirai mücadele biriminde ziraat teknisyeni; ziraat il müdürlüğü olarak Erzincan’dan Kemah’a meyve fidanı getiriyorlar. Tuvalet ihtiyacı için ilçenin tuvaletine gidiyor, tuvalete girer girmez yerde bir cüzdan görüyor ve cüzdanı şöyle bir ayağıyla iteliyor, içinde paralar var.
Muhtemelen üstüne işemiş olmalı ki, hemen dışarı çıkıyor ve tuvaletlerin ön tarafında bulunan bakkaldan bir poşet alarak yeniden tuvalete gidiyor ve cüzdanı poşete sararak o yıllarda maliyeden emekli olmuş ve bir yazıhane açmış olan Babamın yazıhanesine gidiyor.
Babama, tuvalette bir cüzdan bulduğunu anlatıyor ve birlikte masanın üzerine bir gazete sererek, itinayla cüzdanın içini masaya boşaltıyorlar. Cüzdandan o yılların Alman parası 5.000 Mark, üç tane 50 TL den 150 Lira, bir de ipe sarılı küçük bir anahtar çıkıyor, İsim falan başka hiç bir bilgi yok.
5.000 Mark o yıllarda çok iyi bir para, bu parayla rahatlıkla bir Murat 124 alınabiliyor.
Babam Abimin yüzüne, Abim Babamın yüzüne bakıyor!…
İkisi de o an cüzdanı kaybeden adamın halini düşünüyor, ikisinden biri, paraya ihtiyacımız var, madem bulundu bizimdir, demiyor.
Babam, “Belediyeye gidelim anons ettirelim, bunu kaybeden mutlaka arıyordur, gelecektir; teslim ederiz” diyor. Ağabeyim ise hiç itiraz etmeden, “doğrusu bu baba, biz bu parayı yiyemeyiz” diyor ve paraları toplayıp, belediyenin yolunu tutuyorlar.
Belediye başkanı Hüsnü Oral ( Hüsnü Abi halen sağ ve İstanbul'da yaşıyor) olayın canlı şahidi ve yazımı okuma imkanı olursa olayı doğrulayacaktır.
Babam ve Abim Belediye Başkanının odasına varıyorlar ve Başkana durumu anlatıyorlar. Hüsnü Abi görevliyi çağırıyor, Babam ve Abim ikram edilen çayları yudumlarken “ Bir cüzdan bulunmuştur, kaybedenin Belediye Başkanlığına başvurması rica olunur.” şeklinde, belediyeden bir kaç defa anons yaptırıyor ve beklemeye başlıyorlar…
Cüzdanı kaybeden şahıs, berberde tıraş olduktan sonra bir iki dükkana uğramış, tuvalete gitmiş, oradan ekmek almak için fırına gitmiş, ekmekleri almış, elini arka cebine atmış ki, cüzdan yok…
Eyvah! Yandım nidalarıyla, bir yandan dizini dövüyor, bir yandan önce berbere, sonra diğer uğradığı dükkanlara koşarak ben cüzdanımı düşürdüm burada mı? Gördünüz mü? diyerek oradan oraya koşturuyor. O ara olayı duyan birisi “az önce belediyeden bir anons yapıldı, bir cüzdan bulunmuştur, kaybedenin belediyeye müracaat etmesi” diye,
“senin cüzdanın olabilir belediyeye git” diyor. Adamcağız bir koşu nefes nefese belediyeye gelip Başkanın kapısını çalıyor ve içeri alıyorlar.
Başkana, “ başkanım cüzdanı kaybeden benim, bulunan cüzdan benimdir,” diyor.
Babam” poşete sarılı cüzdanı arkasına saklayarak “benimdir diyorsun da, biz senin olduğunu nereden bilelim, nasıl bir cüzdandı, içinde ne vardı?...” diye soruyor.
Adamcağız cüzdanı ve içindekilerini tek tek sayıyor.
5.000 Mark- üç tane 50 lira - bir de küçük anahtar, kulpunda ip sarılı” deyince, Babam Abime bakarak “al, cüzdanı sahibine teslim et” diye, poşeti Abime uzatıyor, Abim de poşeti sahibine uzatarak “cüzdanı aç içindekilerini say bakalım, tamam mı ?” diye adamcağıza uzatıyor. Adamcağız cüzdanı teslim alıp paraları saydıktan sonra , bir taraftan ağlıyor, bir taraftan Babamın, Abimin eline ayağına sarılıp öpüyor. Dualar ve bin bir övgülerle sarılıp sarılıp öpüyor. Ve sakinleştikten sonra
“ Para benim değil, emanet para, birkaç gün önce İsviçre’den geldim, bu paralar falan kişinin; annesi ve babasına vermem için bana verdi. Siz bu parayı vermeseydiniz, ben cüzdanı kaybettim, desem bana kim inanırdı. Ben bu parayı nasıl öderdim,” deyip bir taraftan da Abimin eline sarılıp öpüyor. Ya siz değil de bir başkası bulsaydı, acaba verirdi miydi? gibi şeyler söylüyor, “bu üç tane ellilik benim param “ deyip birini Abime vermek istiyor, Abim onu da kabul etmiyor ve helalleşerek Başkanın odasından ayrılıyorlar.
Bu olay günlerce ilçede konuşuldu ve bir çok kişi Abime “ ben bulsam vermezdim, madem buldun o senin kısmetin,” demişler. Ama Abim her seferinde “ O paralarda benim hiç bir hakkım yok, üstelik iki yaşlı insana gönderilmiş emanet paraymış, paralar sahibini buldu, ben sadece onu buldum ve sahibine teslim ettim” derdi ve hiç bir zaman o paraları harcamayı, yemeyi aklından bile geçirmedi; bu olayı da haklı olarak övünerek her zaman her ortamda anlattı. “Parayı emaneten taşıyan kişinin ve gerçek sahiplerinin sevinci bana yeter, onları yemeyip gerçek sahibine teslim ettiğim için çok mutluyum.” derdi.
Sevgili Abim ve Babam ruhunuz şad olsun, huzur içinde yatın…
08.07.2023
A. Uğur GÖKALP

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE