Sen Ye Torunun Ödesin!
Adamın biri, lüks bir lokanta açmış, her gün çeşit çeşit yemekler yaparmış ama fazla müşterisi yokmuş. Bakmış olacak gibi değil, lokantanın camına “ istediğini ye iç, hesabı torunun ödesin.” diye yazmış. Bu yazıyı okuyan aç ve parasız biri, biraz düşündükten sonra dalmış lokantadan içeri, her yemekten bir kaç porsiyon, üstüne de tatlılar. Ohhh!
Kalkmış tam kapıdan çıkarken garson yakalamış; “
Bir dakka abi, hesabı ödemedin” demiş ve fişi uzatmış.
Garson “efendim bu sizin hesabınız değil ki”
Adamcağız “ Eee, peki bu ne o zaman? ” demiş.
Garson da “ Efendim, bu dedenizin hesabı” demiş.
Bizdeki durum aynen bu fıkradakine döndü.
Ne var ne yok haraç mezat sattılar, verginin anayasada yazılı tarifini bir tarafa bırakıp, adaletsiz dolaylı vergilerle işi götürdüler, üstüne üstlük beşyüz milyar dolar da borçlandırdılar; bu zaman zarfında fakir daha fakir, zengin daha zengin oldu. Şimdi millet kara kara düşünüyor. Bizim torunlar bunu nasıl ödeyecek?
Hele sen bir dedenin borcunu öde!..
Lozan’da görüşmelerden en tartışmalı iki konu; biri kapitülasyonların kaldırılması, diğeri ise Osmanlı’nın bıraktığı borç konusudur.
Osmanlı’nın toplam borcu Osmanlı’dan ayrılan devletler arasında paylaştırılır; ama hiç biri bu borcu ödemez. Borcun çok önemli bir kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti’nin sırtına yüklenir.
Lozan Antlaşmasına göre borç toplamı 161.603.833 altın liradır. Borcun 105.553.623 liralık kısmı Türkiye'ye kalmıştır. (Kaynak, Mahfi Eğilmez, Kendime Yazılar)
Yoksul ve fakir halk , Osmanlı dedesinin borcunu son kuruşuna kadar ödemiştir.
Son taksit 1954 yılında ödenmiş ve Osmanlı tarafından alınmış olan dış borçlar bu tarihte bitmiştir.
1954 den sonra doğanlara dedeleri borç bırakmamıştır; ama şimdi torunlara çok önemli borç bırakıyoruz. Bakalım torunlar bu işin altından nasıl kalkacak?…
18.07.2023
A.Uğur GÖKALP
Yorumlar
Yorum Gönder