ÇİT



Depremdeki moloz ve demir yığınlarını gördükçe bu aralar sık sık gözüme takılır oldu…
Park, bahçe, apartman gibi yerlerde o kadar lüzumsuz, estetikten ve güvenlikten yoksun, o kadar gereksiz, hiç bir amaç taşımayan, demir çitler, tel örgüler var ki inanamazsınız. İsterseniz siz de çevrenize bakın. O kadar çok lüzumsuz ve anlamsız çitler ki, çitin olması ile olmaması arasında hiçbir farklılığın olmadığını göreceksiniz. Köy yerinde bağınız olur, bostanınız olur etrafını çitle çevirirsiniz; eyvallah!... Buna hiç kimse bir şey diyemez. Ama Ankara’nın göbeğinde belediyenin park diye yaptığı yeri bir de demir çitlerle çevirmesine bir anlam veremiyorum. Adı üzerinde “park”; her vatandaşın girip gezeceği oturacağı bir yer, buranın etrafı niçin çitle çevrilir, anlamak mümkün değil. Caminin etrafına demirden çitler yapmışlar!… Camiyi kimden, neden koruyorsunuz, kimden korkuyorsunuz?... Caminin imamı bile caminin soyulacağından korkuyorsa vay halimize…
Demirden çitler, tel örgüler; yetmemiş bir de tel örgünün üstüne iki sıra dikenli tel çekmişler. O da yetmemiş bir de branda ile kapatmışlar; içerisi görünmesin diye…
Bu korkunun bir sonucu mu, yoksa benlik duygusunun bir sonucu mu? Siz karar verin…
Buradan Çevre ve Şehircilik Bakanlığına önerim, güvenlik için çekilmiş olan çitlerin dışında tüm çitleri kaldırın. Göreceksiniz Ankara’da en az 1 milyon ton demir ve tel örgü çıkacaktır; iddia ediyorum…
Demirin tonu 16-17.000,- TL varın siz hesaplayın…
Tasarruf dediğimiz kavram, günlük dilde sadece masrafları kısmak, giderlerden artan geliri, ileride yatırım için kullanmak amacıyla biriktirmek değildir.
İhtiyaç fazlası her istek, yaşanabilir bir dünyanın kıt kaynaklarını hızla tüketerek onu yaşanamaz hale getirir. Tasarruf öncelikle bir etik anlayışın sonucudur ve rasyonel bir tavır gerektirir. Kıt kaynakları etkin ve rasyonel kullanmak, tasarruf konusunda farkındalık yaratmak resmi özel tüm kurumların önceliği olmalıdır.
Yurt dışında da böyle mi? Değil tabii ki…
Ukalalık etmiş olmayım, yurt dışına gittiğimde ne çit gördüm ne de yola konan babalardan gördüm. Yasak olan bölgeye elin gâvuru sarı çizgiyi çekmiş ve sarı çizgiyi kimse geçmiyor… Olay bu kadar basit… Basit ama iş aynı zamanda bir ahlak, kültür ve eğitim sorunu…
Parklara, bahçelere, apartman ve sitelere gereksiz yere çekilen çitlerdeki demir binaların temeline konsaydı inanın bir tane bina depremde yıkılmazdı.
A. Uğur GÖKALP
02.03.2023

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE