NE YAPMALI ?
Günlerdir yüreğimiz yanıyor, geceleri uykumuz kaçıyor uyuyamıyoruz ve bu işin altından nasıl kalkarız diye düşünüyoruz. Bilmem aşağıda yazdıklarıma katılır mısınız?...
1 Mart- 31 Ağustos tarihleri arasında Afet Bölgesi haricindeki illerde, tüm Türkiye’de inşaat yasağı getirilmelidir; ülkenin tüm imkânları afet bölgesine sevk edilmelidir (en az 6 ay ). Diğer illerde çok acil inşaatlar hariç, sadece inşaat taahhüt işlerinin yapılmasına devam edilir.
2. Enkaz çalışmaları hızla sonlandırılarak, atıklar güvenli alanlara taşınmalı; çevre kirliliğine yol açmayacak şekilde muhafaza edilmeli, mümkünse geri dönüşüm için değerlendirilmeli veya bunun için araştırmalar yapılmalıdır.
3. Yıkılan binaların olduğu yerlere bir daha konut yapılmayarak, buralar küçük küçük de olsa park-bahçe olarak değerlendirilmelidir.
4. Zemin etüdü yapılmış güvenli bölgelerde, yeni konut yapımına derhal başlanmalıdır.
5. Afet bölgesindeki 10 ilde şimdilik 24.921 binada 121.940 bağımsız bölümün yıkık, acil yıkılacak ya da ağır hasarlı olduğu belirlenmiştir. Bu sayı ileride daha da artacaktır. Yaklaşık 21.000 bina, üç katlı ikişer daireli 126.000 konut ve işyeri yapar. En kısa sürede bu nasıl yapılır?
Ülkede 330.000 müteahhit var. Bunların içinden 21.000 müteahhit seçilerek. Her biri için, tek bir bina yapımı konusunda tek tip sözleşme yapılır. Ülkenin tüm demir, çimento, kum, tuğla, kiremit gibi inşaat malzemelerinin tamamı bu bölgede kullanılmak üzere tahsis edilir. Bunu merkezden tek elden yapamazsınız. Afet bölgesindeki tüm belediyeler bu işlerle özel olarak görevlendirilir; belediyelerde geçici olarak personel ve inşaat mühendisleri görevlendirilir. Belediyeler kuracağı şirketler aracılığıyla, tedarik zincirini tek elden satın alarak dağıtım işiyle görevlendirilir. Belediyelerin bu iş için kuracağı şirketlere tüm teslimler KDV den istisna edilir. Bu işler için tahsis edilen paralar belediyelere gönderilerek belediyeler aracılığı ile ödenir. Tüm bu işler yapılırken belediyeler kendi aralarında işbirliği içinde hareket ederek; her ay bu on ilin belediyeleri kendi aralarında toplantı yaparak görüş alışverişinde bulunurlar.
Aylık yapılan işler ve ödemeler merkezi Bakanlık tarafından kontrol edilir, denetlenir; inşaatlardaki gecikme veya ödemelerdeki aksaklıklar anında giderilir. Tüm bunlar yapılırken, bir taraftan da depremzedelere verilecek avanslarla ya da bağışlarla evlerinin iç döşemesi için gerekli çalışmalar yapılır.
Zor mu? Evet, çok zor…
6. Daha önceki yazımlarda da belirttiğim gibi bu iş için asgari 650 milyar lira para gereklidir. Bu para 2023 yılı bütçesinin % 15 i kadardır. (Bu konuda araştırma ve tahminde bulunan bazı arkadaşlar bunun 1 trilyon lirayı bulacağını belirtiyorlar. Bu tutar da 2023 yılı bütçesinin % 24’ü kadardır.) Var olan bütçe ile ve yapılan bağışlarla bunu karşılamanız mümkün değildir. Hemen bir yasa çıkarılarak, bunun nasıl ve kimden alınacağına karar verilerek harekete geçilmelidir. Bir başka örnek verecek olursam, 2023 yılı bütçesinde motorlu taşıt vergileri toplamı 38,7 milyar lira olarak öngörülmüştür. Her araç sahibi bir kat daha motorlu taşıt vergisi ödemiş olsa, buraya harcanacak paranın ancak % 15 i karşılanmış olur. Türkiye’de toplanan emlak vergisi ne kadardır, bilinmiyor. Böyle bir bilgi elimizde yok; belediyelerin bütçelerini görmek ve onlara ulaşmak mümkün değildir. Hadi, emlak vergileri toplamının, motorlu taşıt vergisinin on katı olduğunu varsayalım ve bunun ortalama 400 milyar olduğunu varsayalım. Bir kat daha toplanacak olan Ek Motorlu Taşıt Vergisi ve Ek Emlak vergileri toplamı yaklaşık 440 milyar TL yapar. Görüldüğü üzere bu bile yetersiz kalmaktadır. Belki de, bu harcamaların yarısını ancak karşılayacaktır. Başka çare yoktur.
Bu iş için basından okuduğumuz kadarıyla Merkez Bankası bankalara borç verecek, bankalar bu parayla Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu alacak, Hazine de bu paralarla harcamaları finanse edecek; (yani devlet borçlanarak ve para basarak karşılayacak) bana bu yöntem pek akıllıca bir çözüm gözükmüyor. Bu durum var olan enflasyonu daha da azdırır. Ve yıllarca içinden çıkılamaz bir hal alır. Öte yandan enflasyon, en adaletsiz vergidir ve yoksul kesimler bunun altında ezilirler. Bu para varlıklılardan alınmalıdır. En azından bir evi ve bir arabası olanı varlıklı sayıyoruz, yine de işin içinden çıkamıyoruz. Geriye yine iş dünyası kalıyor. Bilançoların aktif toplamı veya net satış hasılatlarından bir sefere mahsus olmak üzere %1-2 gibi bir verginin alınması kalıyor. Bu işin içinden çıkmak istiyorsanız çözüm bu. Gerisi yönetenlerin iradesine kalıyor.
Tüm toplum olarak ek vergilere hazır olmalıyız.
Haydi! El ele, omuz omuza…
A. Uğur GÖKALP
14.02.2023
Yorumlar
Yorum Gönder