ÖMER ÖZHAN İSKENDEROĞLU
Ömer Özhan İskenderoğlu Kitaplığı ve Kitap Düşmanları…
Çocukluk arkadaşım, ilkokul, ortaokul, liseyi birlikte okuduğum, sınıf arkadaşım, güzel insan Ömer Özhan İskenderoğlu'nu Şubat 2001'de İstanbul'da geçirdiği bir beyin kanaması sonucu kaybetmiştik... Kendisi, İstanbul İktisadi ve Ticari Bilimler mezunu olup, bir şirketin muhasebe bölümünde çalışıyor ve yalnız yaşıyordu... Özhan'ın aramızdan bu ani ayrılışı biz yakın arkadaşlarını derinden üzmüştü... Cenaze töreni için uçağa binipTrabzon'dan İstanbul'a gittim. Cenazesini hastaneden aldık, yakın akrabalarından ablası Bilge Abla ve yeğenleri bir de biz bir kaç yakın arkadaşları ordaydık...
Cenaze sonrası, kiralık evini boşaltacak, anahtarı ev sahibine teslim edecektik…Yalnız yaşayan bir insanın eşyaları ne olur ki? İşe yarar bir kaç eşyayı ablası ve yeğenleri aldılar... 49 yıllık yaşamında Özhan'ın biriktirdiği en değerli şeyleri kitaplarıydı... 800'ün üzerinde kitap, birçoğu mesleğiyle ilgili olanlar ve diğerleri... Kitaplar ortada kaldı... Eminim ki Özhan hepsini okumuştur. Her kitabın ilk sayfasında "Ömer Özhan İskenderoğlu" kaşesi vardı. Belli ki kitapları onun en iyi dostuydu...
Bilge Abla, "bunlardan istediğinizi alabilirsiniz, benim bunları koyacak yerim yok" dedi...
Arkadaşım Sedat Küçükyılmaz'la göz göze geldik, bu kitapları orada bırakamazdık, hele çöpe atmak, bunu asla yapamazdık...
Sedat "Bir kısmını ben alayım, bir kısmınıda sen al Uğur." dedi...
Ben de, "Bölmeyelim bu kitapları Sedat, gel şöyle yapalım. Sen bunların hepsini kolileyip Kemah'a gönder, ben de bir kitaplık yaptırayım. Kemah Halk Eğitim Müdürlüğü'nde bir okuma odası yapalım, adını da 'Özhan İskenderoğlu Kitaplığı' koyalım" dedim.
Bu fikrim Sedat'ın da hoşuna gitti ve "çok iyi olur" dedi. Sedat, bu 800-1000 adet kitabı 10 kadar koliye sığdırıp Kemah'a gönderdi. Ben de bir kitaplık yaptırdım. Vedat'da, Özhan'ın çok güzel bir fotoğrafını büyüterek çerçeveletti. Bir kaç ay sonra Kemah'ta buluştuk, kitaplığı Halk Eğitim Merkezinin boş olan bir odasına yerleştirdik. Ortaya bir masa, birkaç da sandalye koyduk. Kitapları kolilerden çıkartıp kitaplığa yerleştirdik. Özhan'ın fotoğrafını da kitaplığın üstüne koyduk. Bir de " Ömer Özhan İskenderoğlu Kitaplığı" yazısı yazarak kitaplığın üstüne yapıştırdık.
İlçe Halk Eğitim Müdürü, Bülent Tahmas ve diğer çalışanlar da çok memnun oldular. Özhan'ın yakın arkadaşları olarak ben, Sedat, Vedat ve diğer arkadaşlarımız da Özhan'a son görevimizi yapmış olmanın huzuru içindeydik... Özhan aramızdan ayrılmıştı... Ama arkasında bıraktığı 1000'e yakın kitabı ve kitaplığı, doğduğu, ilkokulu ve ortaokulu okuduğu memleketine gelmiş, hemşerilerinin ve Kemah gençleri için bulunmaz bir kaynak kitaplık halinde hizmete sunulmuştu... Eminim ki Özhan bunları görseydi çok sevinirdi...
Aradan 14 yıl geçti, kimler geldi ve bu kitaplıktan hangi kitabı aldı okudu, bilmiyorum. Mutlaka birileri yararlanmıştır. Bir kişi de yararlandıysa, o bile yeter bizim için... 17 Nisan 2015 günü Kemah'taydım. Halk Eğitim Müdürleri ve çalışanları değişmiş, tanımadığım insanlar gelmiş, hatta onlar da bir kez daha değişmiş falan... İlçe Halk Eğitim Müdürlüğüne ait olan binanın yıkıldığını ve yerine hastane yapılacağını duydum. Kalktım yıkılmakta olan binanın olduğu yere gittim, binanın kapısı ve pencereleri sökülmüş, yıkım devam ediyordu… İçeriye girdim, Özhan'ın kitapları yerlerde, toz toprak içindeydi...
Beynimden vurulmuşa döndüm.
Kitapları bu şekilde ortalığa saçanlar kitaplığı da yok etmişlerdi.
Ey soysuzlar! Ey ahlaksızlar! Ey vicdansızlar! Ey bilim ve kitap düşmanları, bunu nasıl yaptınız?
Siz Özhan'ın hangi şartlarda ve nasıl okuduğunu biliyor musunuz? Onun aç yattığını ve harçlığını kitaba yatırdığını nereden bileceksin?
Kitaplık nerede, bu kitapların hali ne böyle? Siz de hiç insanlık yok mu?
Siz nasıl insanlarsınız? Canlıya saygınız yok, bari ölüye saygınız olsun...
Ölmüş birinin anılarına saygı duyun; adi yaratıklar...
Siz nasıl eğitimcisiniz?
Bu kafalarla siz nasıl Hak Eğitim Müdürlüğüne müdür oldunuz. Siz bu kafalarla kimi ve neyi eğiteceksiniz? Sizlere lanet olsun... 100 defa 1000 defa lanet olsun...
Bundan 80 yıl önce, Almanya'da Naziler meydanlarda 20.000 kitabı yaktılar. Sizin bunlardan ne farkınız var?
Bu konuyu burada bırakacağımı sanmayın. Yarın ilk işim, bunu yapanların ortaya çıkartılması için İlçe Kaymakamı'na şikayette bulunmak olacaktır. Arkadan hakkınızda maddi ve manevi tazminat davası açacağım. Kitaplığı ve 1000 adet kitabı getirip teslim edeceksiniz. Bunu sizin yanınıza bırakmayacağım... Burnunuzdan fitil fitil getireceğim…
20.05.2015
A.Uğur GÖKALP
Not: Konu hakkında Kemah Kaymakamlığına, oradan sonuç alamayınca Erzincan Valiliğine oradan da sonuç alamayınca Milli Eğitim Bakanlığına şikayette bulundum. Yapılan soruşturma ve alınan ifadeleri her okuduğumda nasıl üstünkörü geçiştirildiğini üzülerek gördüm. hala düşündükçe birşey yapamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Bunu yapanlar, sebep olanlar ve üstünü örtenler sizlere bir kez daha lanet olsun...


Yorumlar
Yorum Gönder