DEDE-TORUN

 

Biz eskiler mizansen derdik, şimdiler de ise animasyon diyorlar, tam karşılığı mıdır bilemem ama olayı biraz mizahi şekilde hikayeleştirerek anlatayım, aksi halde anlamakta zorlanıyor halkımız.

Efendim, güngörmüş, geçirmiş Birinci Cihan Harbine katılmış, çeşitli cephelerde savaşmış, açlık ve yoksulluk görmüş, bilgece bir ihtiyar köydeki büyükçe bir arazisini bir çift öküzü ile sürer, yaz kış çalışır, ailesini geçindirirmiş. Derken aradan yıllar geçmiş ve iyice ihtiyarlamış, işleri oğluna ve torununa bırakarak köşesine çekilmiş. 

Torun okumuş üniversite bitirmiş ya, babasına “baba ya böyle öküzlerle, çiftçilikle bir şey olmuyor. Gel öküzleri satalım, bir tane traktör alalım, bu eski köhnemiş, verimsiz tohumları atalım, İsrail’in tohumu bire bin veriyormuş, ondan ekelim” demiş ve babasını ikna etmiş…

Baba oğul pazara gidip öküzleri satmışlar… Dedesi “yapmayın etmeyin öküzleri satmayın, bizim yerli tohumları sakın atmayın, siz bu İngiliz’i, İsrail’i tanımazsınız…” dedikçe “dedem bunadı, bu yeniliklere aklı ermez” dermiş torun. 

Neyse dedeyi dinlememiş baba oğul…

Kredi alıp önce bir traktör almışlar, arkasından ithal tohum, ithal ilaç, ithal gübre derken bayağı da borçlanmışlar… Tarlayı sürmüşler, ekmişler o da ne, ekinler adam boyunu aşmış, torun dedesine “bak dede gördün mü ekinleri” dedikçe, dedesi iç çekermiş…

Derken kredilerin ödeme günü gelmiş dayanmış… Baba oğul oturmuş konuşmuşlar tarlayı ekinlerle birlikte satılığa çıkarmışlar. 30 milyon da fiyat biçmişler, köylüler bakmış herkes çok beğenmiş ama kimsede 30 milyon yok, satamamışlar; derken Lübnan’dan Hariri diye biri çıkmış gelmiş, 5 milyon veririm demiş… Baba oğul oturmuşlar, kalkmışlar hesap kitap derken 5 milyona satalım üç milyonla borçlarımızı kapatalım 2 milyonu da bankaya faize verelim gül gibi geçinip gideriz demişler… Dedesi yine yapmayın, etmeyin, tarlayı satmayın dedikçe dinlememişler… Satma kararı almışlar…

Ama Hariri uyanık tabi, satın alacak ama…; “ ama benim param yok” demiş…

Eeee, ne yapalım, sana bizim bankadan kredi alalım demişler. Banka, ben bu kadar büyük krediyi veremem demiş; demiş ama, yukarıdan gelen emir üzerine peki o zaman, kredi veririm ama siz de kefil olun demiş. Baba oğul Hariri’ye kefil olmuşlar, Hariri de cebinden beş kuruş harcamadan tarlanın sahibi olmuş… İş burada bitse, hadi neyse!…

Hariri ekinleri biçmiş, harmanı kaldırmış, buğdayları ve samanı satmış, parayı cebine koymuş gitmiş ülkesine… 

Bir müddet sonra Hariri, “sizin bu tarlanın şu alt başında petrol var, gelin bunu çıkaralım” demiş, baba oğul uçmuşlar… “tamam hadi çıkar” demişler… 

Ama Hariri…” ama benim param yok” demiş… 

Eeee ne yapalım… “Hadi bana kredi alın, ben bu krediyle Amerika’dan ve Japonya’dan son model teknoloji sondaj makinaları alayım” demiş… Kredi için tekrar bizim bankaya başvurmuşlar. Bizim banka, “benim işim kredi satmak, ha Hasan almış, ha Hariri almış, ben alacağım faize bakarım” demiş ve yine baba oğulu kefil yaparak ve de tarlaya ipotek koyarak vermiş milyon dolarla krediyi Hariri’ye. Hariri anında toz olup yurt dışına gitmiş… Ne teknoloji ve ne de sondaj makinası… 

Bir müddet sonra tekrar gelmiş ve sizin şu tarlanın güney yamaçları var ya... “Eeee ne oldu” demiş baba oğul…

“Orada çok güzel hurma yetişir. Hem yurt dışından dolarla hurma almak yerine biz burada yetiştirelim…” demiş.  

“Nasıl olacak bu iş” demiş, baba oğul…

“Siz orasını bana bırakın, bizim Lübnan’da çok güzel hurma fidanları var onlardan getireceğim” demiş.

“İyi hadi getir bakalım” demiş baba oğul…

Ancak Hariri… “ama bende para yok” demiş. Eeee ne yapalım Haydi doğru bankaya, bir kredi daha baba oğul yine kefil… Hariri parayı almış ve anında toz olmuş; gidiş o gidiş, bir daha da ne gören ne de duyan olmuş… 

İyi de Krediler ne olacak?… Baba oğul kara kara düşünmüşler… 

Dedesi yataktan kafasını kaldırmış, ey oğul, ey torun ben size söylemedim mi? Bu İngiliz’e, Bu İsrail’e güven olmaz diye…

Ama bu Hariri Müslümandı demişler… Baba oğul ikisi iki taraftan… 

Derken bankalar gelmiş, boş ve kırlaşmış tarlaya el koymuş; ama bu işten ne banka kar edebilmiş, ne de baba oğul…

Şimdiii; Türk Telekom’un başına gelenler aynen bu hikaye gibi… Dev gibi Telekom’un içini boşalttı, milyon dolarlarla kredi borcu takarak ortadan kayboldu Hariri… diye anlatınca kimse anlamıyor… 

Şimdi anladı?...

Biz bu işleme ne diyoruz arkadaşlar… ÖZELLEŞTİRME… 

Sonra… Baba almış bir eline elektrik faturasını, bir eline de telefon faturasını geçmiş aynanın karşısına, açmış videosunu, söyleniyor…

"Ha bu fatura var ya, ha bu 380 TL… Ben 1603 TL maaş aliyrum. Üç dane de çocuk… Bi de baa deyisun ki, beş uşak yap. Nasıl yapacağum ben bu maaşla?… Benim dedemin 9 dane uşağı vardı. Hepisine de bakayı idi."

Oğlum sen dedeni dinlemedin ki… Deden sana ne dedi?...

“Tarlayı satmayın, Öküzleri satmayın”, demedi mi?...

Torun şimdi bana soruyor…

Ha bu Hariri’nin borcu ne zaman biter?

Bak yavrum, sen ödeyeceksin, senin oğlun da ödeyecek, torunun da ödeyecek, torununun torununa biter mi bilemem…

Anladın!... 

Hadi Allah’a emanet ol…


A. Uğur GÖKALP

10.01.2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE