CAHİT KAYRA ÜSTADIN ARDINDAN

    Cahit KAYRA' Üstadı 104 yaşında kaybettik.

Mekanı cennet olsun sevenleri ve yakınlarına başsağlığı diliyorum, ışıklar içinde olsun...
Üstadın değişik kitaplarını, özellikle
"Savaş Türkiye Varlık Vergisi" kitabını, altını çize çize okudum. O canlı tarihti.
İşte 104 yıla sığdırdıkları.

1935'de Özel Boğaziçi Lisesi'nden, 1938'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'den mezun olmuştur. Maliye Müfettiş Muavini olarak 14 Ocak 1939 tarihinde Maliye Teftiş Kurulu'na girmiş, Maliye Müfettişi olduktan sonra 1948 yılında staj için bir yıl süreyle Londra'ya gönderilmiştir. 15 Kasım 1950 tarihinde Gelirler Genel Müdürlüğü Müşavirliğine atanmıştır. Daha sonra; Ticaret Vekâleti Tetkik Kurulu Üyeliği ile Dış Ticaret Dairesi Reisliği (1959-1960), Hazine Genel Müdürlüğü ve MİT Genel Sekreterliği Dış Temsilcilikler Delegeliği (Heyet Başkanı) (1960-1964), Hazine Genel Müdürlüğü ve MİT Genel Sekreterliği OECD Daimi Temsilciliği ve Heyet Başkanlığı (1964-1967), Maliye Tetkik Kurulu Başkanlığı (1967-1972) yapmıştır. 1972 yılında emekli olarak, T. İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğine getirilmiş ve politikaya atılmıştır. 1973 yılında Ankara Milletvekili seçilmiş, 1974 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olmuştur. 1978 yılında tekrar Türkiye İş Bankası A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, 1980 yılında da İş Bankası'nın yan kuruluşu olan Yatırım ve Finansman A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Üyesi olmuştur. 1990 yılında bu görevinden ayrılmış, çeşitli gazete ve dergilerde serbest yazarlık yapmıştır. Evli, iki çocuk babası olup, İngilizce, Fransızca bilmekte ve 'Fahri Maliye Müfettişi' ünvanına sahip bulunmaktadır.
Daha bir hafta önce 24 Ocak 2021 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
Mine Kırıkkanat Cahit KAYRA'YI anlatıyor.
İki Atatürkçü Bir Çalışma Odası
Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşayan belleği ve seçkin aydını Cahit Kayra, bu yıl 104. yaşını kutluyor. Saygıyı yalnız zamana kafa tutan ömür genetiğiyle değil, kuruluşunu adım adım izlediği devlete memur, milletvekili ve bakan olarak verdiği emeğin yanı sıra, yazdığı başyapıt kitaplarla herkesten çok hak ediyor. Cahit Kayra’nın kitaplarını oldum olası severim. Çünkü okurun zekâsına güvenen bir akılla yazılmış, muzip kurguları vardır. Son kitabı Bir Çalışma Odası’nı geçen yıl yazdı. Yüzyıllık birikimini, çalışma odasına biriktirdiği eşsiz sanat eserleri ve tarih belgeleriyle anlattı. İşte bu kitapta, günümüzün çapsız ve güdük devletlilerinin temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koyduğu bir tartışmaya açıklık getiriyor:
Halkın sökemediği Osmanlıca
Ben 1938 kuşağındanım. İlkokulu Arap harfleriyle, Osmanlı alfabesinde okudum. Küçük bir sınıfımız vardı, on beş çocuk... Beşinci sınıftayken Harf Devrimi oldu. O tarihte sınıftaki çocukların ben ve birkaçımız hariç hiçbiri okuma yazma (hele yazmayı hiç) öğrenememişti.
Yeni harflerin uygulamasına geçildiğinde istisnasız hepsi yeni alfabeyi, yeni alfabeyle okuyup yazmayı öğrendi. Lafla ve palavrayla tartışmaya gerek yok. Biz bunu gerçekten yaşadık!
Latin harfleri yeni kuşaklara okuma yazma olanağı sağladı.
Ben okumaya düşkün bir çocuktum ve arkadaşım yoktu. Birinci sınıftayken ablam bana Çalıkuşu romanını okutmuştu. Üstelik başka türlüsü olmadığı için eski harflerle yazılı kitaplar dışında başka seçeneğimiz de yoktu. Türk ve yabancı klasikleri, Arap harfleriyle okudum ve Osmanlıcayla ilişkimi sürdürdüm.
Zamanlar geçti ve 1935’te Mülkiye’ye girdim. Birinci sınıfı İstanbul’da Yıldız’daki Mabeyn binasında okuduk. O dönemde İstanbul Üniversitesi yerli yabancı öğretim üyeleriyle donatılmıştı. Mülkiye öyle değildi. Öğretim üyelerimiz aynı durumda değildi, yeterince kitabımız yoktu. Sıddık Sami Hoca medeni hukuk, Fazıl Bey maliye, Fuat Bey esasiye okuturken biz Osmanlı alfabesiyle not tutar, sonra mumlu kâğıtlara Türk alfabesine çevirerek basar, arkadaşlarımıza dağıtırdık.
Not I: Mülkiye’de yüz kırk beş kişilik bir sınıfımız vardı. Çoğunluğu Anadolu’daki liselerden gelme çocuklardı. Osmanlı alfabesini o yaşa kadar hâlâ öğrenememişlerdi.
Not II: Bu konu ne zaman önüme çıksa söyleyeceğim. “Latin harfleri kabul edilince bütün tarihimiz yok oldu” diyorlar. Bilmezler ki Arap harfleriyle yazılı belgeleri eskiler okuyamazlardı. Harf değişimi kabul edildikten sonra eski belgeler Türk harfleriyle çevrilip yayımlandı da geçmişe dair bilgi sahibi olduk. Eskileri eskiler bilmezdi ama biz yeniler geçmişimizi bu sayede öğrendik.
İşte Cahit Kayra bu. Işıklar içinde uyu Üstat. Maliye camiasının başı sağ olsun...

31 Ocak 2021
A.Uğur GÖKALP

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE