TEMİNAT

 

TEMİNAT

Borçlu veya üçüncü bir kişi tarafından bir borcun ifa edilmesinin temini veya ifa edilmemesi halinde alacaklının uğrayacağı zararın karşılanabilmesi için alacaklıya verilen güvence anlamındadır.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, teminat istenmesinin birinci koşulu, ortada bir borcun veya yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüğün varlığıdır. Ortada bir borç yoksa ileride doğabilecek bir borç için varsayıma dayalı olarak teminat istenebilir mi?.. 

Vergi hukukumuzda teminat hükümleri, 6183 sayılı Kanun'un 9 ila 12. maddelerinde yer almaktadır.

Teminat İsteme

6183/9 uncu maddesinin birinci fıkrası:

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344 üncü maddesi uyarınca vergi zıyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359 uncu maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat istenir.(1)”

Görüldüğü üzere; bu fıkrada belirtilen, yapılan vergi incelemelerinde vergi zıyaına sebebiyet verilmesi ile kaçakçılık ve iştirak suçlarından herhangi birinin ortaya çıkması halinde, vergi incelemesine yetkili elemanlarca hazırlanan “ön rapor” tahsil dairesine gönderilerek, teminat istenmesi belirtilir ki, bu durum teminatın istenmesi açısından zorunluluk arz eder.

6183 sayılı Yasanın bu hükmünün ne kadar hassas bir düzenleme içerdiği, teminat isteme olayının öyle her vergi incelemesinde ve basit olaylara dayanılarak her zaman mükelleften istenemeyeceği anlaşılmaktadır.

9. maddenin ikinci fıkrasında ise

Türkiye'de ikametgâhı bulunmayan amme borçlusunun durumu amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu gösteriyorsa, tahsil dairesi kendisinden teminat isteyebilir.”

Bu fıkrada da, teminat istenme durumu yine çok ağır koşullara bağlı; amme borçlusunun Türkiye’de ikametgâhı yoksa ve alacağın tahsili tehlikede ise; eğer bu koşullar yoksa yine mükelleften teminat isteyemezsiniz.

Görüldüğü üzere; amme borçlusundan teminat isteme olayı, çok önemli olayların varlığına bağlanmıştır.

Öte yandan maddenin mefhumu muhalifinden anlaşıldığı üzere;

İnceleme raporu tamamlandıktan sonra veya vergi/ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğinden sonra teminat istenemez.

Teminat isteme yazısında verilecek olan süre, 213 sayılı Kanuna yapılan atıf nedeniyle 15 günden az olamayacaktır. (VUK/Madde 14)

Görüldüğü üzere amme borçlusundan teminat isteme halleri son derece hassas hükümlerle Yasada yer almıştır.

 Teminat olarak şunlar kabul edilir (6183/madde 10):

  1. Para,
  2. Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları,
  3. Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine düzenlenen belgeler (Nominal bedele faiz dâhil edilerek ihraç edilmiş ise bu işlemlerde anaparaya tekabül eden satış değerleri esas alınır.),
  4. Hükümetçe belli edilecek Milli esham ve tahvilat “Bu esham ve tahvilat, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden % 15 noksanıyla değerlendirilir.”,
  5. İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve alacaklı amme idaresince haciz varakasına müsteniden haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar.

 

6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan teminatlardan herhangi birini sağlayamayanlar için, yine aynı Kanunun 11 inci maddesinde “Şahsi Kefalet” müessesesi düzenlenmiştir.

Tüm bu açıklamalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca amme borçlusu olan kişi veya mükelleflerle ilgilidir.

Gelelim Vergi Usul Kanunu’na; VUK’nun İkinci Kitabının Altıncı Kısım başlığı “Muhafaza ve İbraz Ödevleri” başlığını taşımakta olup, 253. maddeden başlayıp, 257’nci maddeye kadar devam etmekte iken bu Kısıma 30.12.1980 tarihinde “Yetki” başlığı altında, mükerrer 257. madde eklenmiştir.   Eklenen bu hükümle, başlangıçta Maliye Bakanlığı defter ve belgelerle ilgili olarak tasdik, muhafaza ve ibrazla ilgili olarak belirleme yetkisi almış ve bunu zaman içinde kullanmıştır.

Ancak bu maddeye geçtiğimiz hafta 26.11.2022 tarihinde 10 no’lu bent ile motorlu taşıt ticareti yapan mükelleflerden “doğacak vergilerin tahsil güvenliğini sağlamak amacıyla” 30 milyon Türk lirasına kadar teminat alınacağını ve bunun usul ve esaslarını belirleme yetkisi eklenmiştir.

Var olan vergi hukuk sistemi, teminat isteme hallerini çok titizlikle hüküm altına alırken, son yıllarda bu tür düzenlemelerle vergi hukuk sistemi bozulmaktadır. (Aynı maddeye 30.04.2021 tarihinde eklenen (8) no’lu bent ile de petrol Piyasası Kanunu, Sıvılaştırılmış petrol Gazları Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında lisansa tabi faaliyetlerde bulunanlar için 13 milyon ile 130 milyon arasında teminat istenmektedir.)

Yukarıda açıklandığı üzere, yapılmış olan bir vergi incelemesinde rapor yazılıp mükellefe tebliğ edilmesinden sonra dahi teminat istenemezken;  getirilen bu hükümle, ortada olmayan bir tarhiyatın sırf motorlu araç ticareti yaptığı gerekçesiyle, varsayımlara dayanılarak ileride doğabilecek vergilerin tahsil güvenliği için teminat istenmesi bir acziyetin ifadesidir.

Getirilen hükmün tam metni,

 10.(7421 sayılı kanunun 1 inci maddesiyle eklenen bent; Yürürlük: 26.11.2022) 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda tanımlı bulunan motorlu araç ticareti yapan mükelleflerden; doğacak vergilerin tahsil güvenliğini sağlamak amacıyla, 30 milyon Türk lirasına kadar, 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan türden teminat almaya, mükelleflerin; faaliyet alanı, hukuki statüsü, mükellefiyet süresi, aktif veya öz sermaye büyüklüğü, çalışan sayısı, hakkında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı, iş veya üretim hacmi ile ürün ve mükellef gruplarını ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, teminatın; türünü, tutarını, verilmesi gereken zamanı, iadesi ile tamamlanmasına ilişkin hususları belirlemeye, bentte yer alan tutarı sıfıra kadar indirmeye ve iki katına kadar artırmaya, hangi hâllerde teminat aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye,”

Şeklinde olup; aranılan teminatın 6183 sayılı Kanunu’nun 10 maddesinin birinci fıkrasının (1),(2),(3) numaralı bentleri ile sınırlandırılmış olması ise ayrı bir hukuksuzluğun ifadesidir. Yine yukarıda 6183 sayılı Yasada teminat olabilecekler (5) bent halinde sayılırken, bunlardan (4) ve (5) inci bentte sayılanların bu hükümde teminat olarak kabul edilmemesi nasıl açıklanabilir?

Teminat olarak İstenen 1- Para, 2- Süresiz teminat mektubu, 3- Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetleridir. Enflasyonun % 140’lara vardığı günümüzde 1 ve 3 no’lu teminatların verilmesinin pek akıllı bir iş olmayacağı ortadadır. Geriye bir tek teminat türü kalıyor ki o da "teminat mektubu"dur. Burada da tek karlı çıkacak kurum yine bankalar olacaktır.

Maliye Bakanlığı bu hükümle bir taraftan “doğmamışa don biçerken”, diğer taraftan bankalara para kazandırmaya devam ediyor.

      A Uğur GÖKALP

30.11.2022


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE