ŞİNANAY


ŞİNANAY
Eğer bulmacaya meraklı biri iseniz sık sık karşınıza çıkar, "idare lambası" diye...
"Şinanay" son derece ilkel bir aydınlatma aracı; içerisine gazyağı konarak ve ucundaki fitilin yanmasıyla oluşan, sözde lamba...
Camı yok... Sadece kendini aydınlatır...
Bir de "gaz lambası" vardı... Gaz lambası camlı, camının büyüklüğüne göre 7 numara ya da 14 numara... Şinanaya göre bir çıt daha modern... Akşam gazyağının isiyle siyaha boyanan camını, her sabah rahmetli anacığım "hohhhh laya hohlaya" tülbentlerle siler, ışığa doğru tutar, pırıl pırıl olup olmadığını kontrol ederdi...
Ders çalışırken dalar, lambayı unuturduk ve lambaya fazla yaklaşınca, bir anda cızzzzttt diye kaşımız, kirpiğimiz, saçımız yanardı...
İlçemize elektrik yanılmıyorsam 1966 yılında geldi. Belediyenin aldığı büyük bir jenaratörle ilçe elektriğe kavuştu. Akşam gün batınca yanan, gece saat 23'de kapanan elektrik. Rahmetli babam yeniliklere ve teknolojik gelişmelere çok açık biriydi. İlçede evine ilk elektriği o bağlattı. Kömürlü ütüden elektrikli ütüye yıllar sonra geçince, ilk elektrikli ev aletini böylece almıştık. Transistörlü radyoyu, buzdolabını, televizyonu, telefonu ilçede hep ilk alan, Babam oldu.
İşte bu elektriksiz yıllarda, çoğu evde gaz lambası yanardı.
Misafir gelince daha aydınlık olsun diye lüks lamba yakılırdı. Tenekeyle aldığımız gazyağını, gaz lambasında, lüksde, soba yakmada kullanırdık...
İlkokul ve ortaokulun yarısına kadar işte bu lambalarla aydınlandık ve büyüdük. Bu lambaların ışığında ders çalıştık. "öğretmenim akşam elektrikler kesildi, ders çalışamadım!.. " gibi bir mazeretimiz hiç olmadı..
İdare lambası (şinanay) bizde yoktu, ama bazı evlerde görmüştüm onu...
Ne kadar doğrudur bilemem, bir gün ilçeye Ankara'dan bir müfettiş gelir. Mevsim kış, o yıllarda henüz ilçede elektrik yok. Akşam erkenden hava kararınca dairenin hizmetlisini çağırır ve "karanlık oldu lamba yok mu?" diye sorar, müfettiş...
Hizmetli, şinanayı yakar ve kapıyı tıklatarak müfettişin odasına girer ve müfettişin masasına bırakır şinanayı...
Ankara'dan gelen müfettiş hayatında ilk defa gördüğü bu alete şaşkın şaşkın bakarak hizmetliye sorar.
"Bu nedir ya!... ?"
Hizmetli de "İdare, müfettiş bey" diye cevap verir.
Müfettiş şinanaya duğru başını uzatır, "püüüf..." der ve söndürür idare lambasını...
"Bu daha güzel idare" der ve kahkahalarla güler...
Bugünlerde elektrik faturalarından şikayetler ayyuka çıkınca, işte bu şinanay ve müfettişin püüüfff diyerek lambayı söndürmesi geldi aklıma...
Elektrik faturasından korkan vatandaşlar da lambalarını kapatıp, televizyon ışığıyla idare etmeye çalışıyorlarmış...
Eskiden olsaydı şinanaya püüüfff der, söndürür, idare ederdik...
Şimdi, ne kadar püüüüüf desek de bir türlü ampülü söndüremiyoruz!...
Bir şinanay mı alsak, ne dersiniz?...
19.02.2022
A.Uğur GÖKALP

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE