Poşetler ve Pet Şişeler Çevreyi Kirletmeye Devam Ediyor…
10 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Çevre Kanunu’nda yapılan bazı değişikliklerle plastik poşet kullanımından kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla, poşetlerin ücret karşılığı verilmesi kararlaştırılmış ve yasanın yürürlüğe girmesiyle de uygulanma başlamıştır.
Diğer yandan; yasaya eklenen Ek:12. madde ile “çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla Bakanlık, belirleyeceği ambalajlar için depozito uygulamasını 01.01.2021 tarihinden itibaren zorunlu tutar” hükmü ile de çevre kirliliğine sebep olan özellikle pet şişe uygulamasına son verileceği ve cam şişenin zorunlu olacağı ve depozito zorunluluğu uygulamasına geçileceği belirtilmiştir...
Heyhat!...
Sürenin dolmasına yedi gün kala 24.12.2021 tarihli yeni bir yasayla bu süre 01.01.2022 tarihine uzatılmıştır. Başlangıçta verilen iki yıllık sürede özellikle ürünlerini pet şişe ile ambalajlayan işletmeler cam şişe ambalajlama işine geçememişlerdir.
Ve bu işletmeler yüzünden çevre bir yıl daha kirlenmeye devam etmektedir. Son uzatmanın bitimine altı ay gibi bir süre kalmıştır.
Sizce bu süre bir yıl daha uzar mı?
Yönetim öncelikle halkı düşünmelidir. Eğer naylon poşet ve pet şişe çevreyi kirletiyorsa, ki kirletiyor, poşeti parayla satma kolaycılığını, depozitolu ambalaj sistemine geçmenin ise üç yıl gibi uzunca bir süreye yayılmasını anlamak mümkün değildir.
Avrupa’da özellikle Almanya’da tüm içecekler cam şişede ve depozitolu; cam şişe başına 1 Euro depozito alıyorlar; depozitoyu geri almak istersen geri götürür 1 Euro’nu alırsın; çöpe atarsan 15 dakikada bir çöplerde şişe var mı diye gezen ve şişeleri toplayan insanlara rastlarsınız.
Bunu uygulamak için çok zeki olmak da gerekmez. Su 2 lira mı, 5 lira depozito al, bunu mecbur tut, bak bakalım ortada şişe kalacak mı?
Sorunları gerçekten çözmek istemek başka, çözermiş gibi yapmak başka…
Yönetim, hidroelektrik baca gazlarında olduğu gibi burada da süre uzatımına gitmiştir. Bu yıl sonunda bakalım ne olacak? Ben bir uzatma daha bekliyorum!...
Yönetim kararlı olmalıdır. Bir adım ileri, iki adım geri olmuyor…
Siyasi kaygılar yüzünden verilen tavizlerle bugünlere geldik ve sorunlar çözülmek yerine bir kartopu gibi büyümeye devam ediyor… Bu sadece mevcut yönetimin değil tüm iktidarların ortak sorunu…
***
Arap alfabesinden, Türkçe alfabeye geçiş;
Hüseyin Cahit, Mustafa Kemal Atatürk'e Eylül 1922'de ''Neden Latin harflerini kabul etmiyoruz?'' diye bir soru yöneltmiş, Atatürk de ''Henüz zamanı değil'' diye yanıtlamıştır.
1923 yılında İzmir İktisat Kongresinde yine Türkçe alfabeye geçme teklifi gündeme gelmiş, fakat kongre başkanı Kazım Karabekir bu öneriyi kabul etmemiştir.
28 Mayıs 1928 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde 1 Haziran tarihi itibariyle Harf Devrimi için bir komisyon kurulması kararlaştırılmış, komisyonun böylesine ciddi bir değişimin 5 ila 15 yıllık bir süreçte hayata geçebileceğini belirtmesi üzerine Mustafa Kemal Atatürk ''Bu ya üç ayda olur ya da hiç olmaz'' demiştir.
Ve üç ay gibi bir sürede Arap alfabesinden Türkçe alfabeye geçilmiştir.
İşte zamanlama, işte azim, işte kararlılık…
Son söz: Çevreyi kurtarmak için yapılacak iş, naylon poşet imalatını yasaklamak ve depozitolu ambalaj sistemine bir an önce geçmektir.
A. Uğur GÖKALP
07.08.2021
Yorumlar
Yorum Gönder