ŞEYH BEDREDDİN
Şeyh Bedreddin
Cuma akşamı için Bornova Öğretmenevinde bir gecelik yer ayırttık. Cumartesi saat 15 de eşimin sınavı var. Saat 12 gibi Bodrum'dan yola çıktık. Hedef İzmir/Bornova. Şurada incir var çok güzeller, burada mısır var çok güzeller, derken birkaç mola vererek seyahat ediyoruz. Dikkatimi kahverengi bir tabela çekti. "Şeyh Bedereddin Türbesi 4 km" sağa çekip durdum saata baktım, saat en geç 17 de öğretmenevinde olmamız gerekiyor, yoksa rezervasyonumuzu iptal edecekler; türbeye gitmekten vazgeçtim; ama kafama koydum, dönüşte mutlaka uğrayıp Şeyh Bedreddin'i ziyaret edeceğim. Milas'ı çıktıktan on dakika sonra Eritre çıkışında tabelayı göreceksiniz. Neyse, gittik, cumartesi sınav çıkışı saat 16 da dönüş yolundayız. Aklımda " Şeyh Bedreddin Türbesi"... Eritre'ye yaklaşıyoruz, gözüm karşı tarafta tabelayı arıyor, evet işte burası, biraz geçtim, sağa çekip durdum, eşim de " hadi gidelim" deyince, biraz geri geri geldim ve karşıya geçerek köy yoluna girdik. Biraz gittik Etirenli Köyü onu geçtik, oldukça virajlı bir dağ yoluna girdik, yaşlı zeytin ağaçlarının arasından manzarayı seyrede seyrede, kıvrıla kıvrıla tepeye doğru çıkıyoruz. Güneş ufukta alçalmış, gün bitmek üzere; güneş ışıkları yer yer zeytin ağaçlarının gümüş renkli yapraklarının arasından ressamın tablosundaki gibi yola yansımakta... Aracımızın göstergesine baktım 4 km oldu. Karşımızda Şenköy, yolda rastladığımız yaşlı bir amcayla sohbet ettik. "Bu köyün eski ismi Şeyhköyü idi, sonra değiştirdiler, Şenköy oldu" dedi. Köyün daracık sokaklarından bir sağa, bir sola kıvrılarak gidiyoruz. İşte köy meydanı, köy kahvesi, üç beş yaşı kemale ermiş delikanlı, köy kahvesinde oturuyor, öte yanda köy camisi. Durdum, camı açtım, Şeyh Bedreddin Türbesi'ne gideceğiz dedim, düz devam et dediler. Devam ettim, köy bitti, ne bir tabela, ne bir işaret... Ortada türbe falan yok, karşıdan bir köylü kadın geliyor, yaklaşınca tekrar durdum. Şey Bedreddin der demez, devam edin dedi. Köyü çıktık, bir buçuk km sonra büyükçe bir köy mezarlığı, ortasında heybetli bir türbe; vardık. Türbenin önünde büyükçe bir tabela, uzunca bir yazı, sonuna kadar okudum. Şeh Bedreddin'in ölüm yılının dışında Şeyh Bedreddin'e ait tek bir satır bilgi yok. Yazı tamamen türbe ile ilgili, kaç köşesi var, kaç kapısı var kaç penceresi var falan... Koca şair Nazım, Şeyh Bedreddin'e destan yazmış, ey Kültür Müdürü! Sen iki satır yazamadın mı?..
Türbe Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'nca anıt eser olarak tescil edilmiş. Türbenin kapısı açık, hiç kimseler yok, içeri girdim. Hiç bu kadar büyük bir mezar görmemiştim... Üç metreye, bir buçuk metre, yerden yüksekliği ise yarım metre gibi; baş tatafında bir metreden daha uzun beyaz iki parça mermer kitabe mezar taşı, üzerinde eski yazı... Dışarıdaki tabelada yazdığına göre kitabede "Bir kısım asillerin ve uluların türbesidir. Ey mürşitlerin barınağı... üçüncü satırda türbenin yapılış yılı 1549/50 "
Bu büyük mezarın sağ tarafında yer hizasında dört mezar daha... hiçbirinin ismi yok...
Şeyh Bedreddin'i merak mı ediyorsunuz ?...
Şeyh Bedreddin “Şeyh Bedreddin Mahmud veya Simavnalı Bedreddin” olarak kaynaklarda geçen 1359 yılı ile 1420 yılları arasında yaşamış. İslâm tasavvufunun Vahdet-i Vücud okuluna mensup Osmanlı mutasavvıfı’dır.
Şey Bedretddin aynı zamanda filozof bir kişi olarak tanımlanmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğunda Kazaskeri olarak görevde bulunmuştur.
Şeyh Bedreddin’in ayrıca birçok eseri de bulunmaktadır.
-Şeyh Bedreddin ilim ve erdemli bir kişi olarak tanınmasından dolayı Musa Çelebi tarafından 1411 yılında Kazasker olarak atanmıştır.
-Kazaskerlik görevi, Çelebi Mehmed’in tüm kardeşlerini yenerek tek başına Osmanlı İmparatorluğunun başına geçmesi ile birlikte sona ermiştir. 1413 yılında Mehmet Çelebi, Şeyh Bedreddin’in kazaskerliği görevine son vermiştir.
-Şeyh Bedreddin’in eski müritlerinden olan Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ayrı yerlerde olmak üzere toplam 3 ayrı yerde isyan girişimlerinde bulunduğu bilgisi yer almaktadır. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ayaklanmalarının bastırılması ile birlikte Şeyh Bedreddin tarafından çıkarıldığı bilinen üçüncü isyanda çatışma sonunda yakalanarak Padişaha götürülmüş ve yargılandıktan sonra 1420 yılında İdam edilmiştir.
Yazmış olduğu 38 eserden büyük bir kısmı kaybolmuş ya da gizlenmiştir; günümüze birkaç tanesi kalmıştır, bunlardan biri de "Varidat" adlı eseridir. Bu kitabı halen kitapçılarda bulabilirsiniz...
A.Uğur GÖKALP
23.07.2018
Yorumlar
Yorum Gönder