Aydın
'Kerameti kendinden menkul' deyiminin anlamına bakalım. Büyük Larousse şöyle tanımlamış: "Kendisinin değerli biri ya da keramet sahibi olduğunu söyleyen kimse için alay yollu kullanılır."
Fransız düşünür Michel Foucault şöyle demişti: "Doktor gördüm, mühendis gördüm, yazar gördüm ama ömrümde hiç aydın görmedim."
Demek istediği şuydu: 'Aydınlık', bir 'meslek' değildir. Okulda öğretilmez. Diploması verilmez. Herhangi bir şirket 'aydın' istihdam etmez. Kimse 'işiniz nedir' sorusuna 'aydınım' diye cevap vermez.
Ama her toplumda aydınlar bulunur. Dahası: Her toplumun aydınlara ihtiyacı vardır.
Peki bir meslek değilse aydının yararı nedir? Aydın, sorgulayan kişidir. İktidar sahiplerinin söyledikleriyle yetinmez. "Ne malum" diye sorar. Klişeleşmiş fikirleri kurcalar. Bazen çözümler önerir: "Böyle yapmamız şart mı, gelin şöyle yapalım..."
İtalyan düşünür Umberto Eco'nun tanımını hatırlayalım: Aydın, kriz çıkaran kişidir. Siyasetçinin ya da bürokratın söylediklerini tekrarlamak, onları meşrulaştırmaya çalışmak aydının misyonu değildir.
İktidar sahipleri, papağanlık yapmayan, 'ters' laflar eden aydınlara sinirlenirler. Kızmakta da kendi açılarından haklıdırlar. Çünkü aydın, bizi düşünmeye davet eder. Olaylara başka bir gözle bakmamızı sağlar. Onun ne diyeceğini, nasıl bir tavır alacağını merak ederiz.
Sorunları çözemeyen yöneticilerin olduğu her yerde aydınlar da olacaktır.
A. Uğur GÖKALP
25.06.2013
Yorumlar
Yorum Gönder