Maliyeciler keskin zekâlıdır.

Geçen hafta % 20 olan kurumlar vergisi, sessiz sedasız 2021 yılı için %25’e, 2022 yılı için ise %23’e artırıldı. Durun canım hemen telaşlanmayın, bu artışlar geçici, sadece iki yıl için, iki yıl geçtikten sonra % 20’ ye geri dönecek, az sabırlı olun; hem daha önce geçici olarak getirilen vergiler kaldırılmadı mı? (!)

Bir vergi kanununda en önemli konulardan biri, kanunun yürürlük tarihidir. Kanun’un değişiklik maddesini okuduktan sonra, hemen yürürlük maddesine baktım. Sizleri sıkmadan konuyu kısaca açıklayacağım ve bu vesile ile yıllar öncesine ait bir anımı da anlatacağım.

Önce konuyu özetleyeyim.

Değişikliğe ait maddenin yürürlük tarihi aynen şöyle:

“1/7/2021 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.”

Yani diyor ki; kurumlar vergisi 2021 yılı için % 25 tir ve her ne kadar biz bu Kanunu 22 Mayıs’ta yayımlıyorsak da bu Kanun 1.1.2021 tarihinden geçerlidir. Yahu arkadaş neredeyse senenin yarısı gitti, millet % 20 oranına göre vergi planlaması yaptı. Yılın ortasında bu oranı % 25 artırmanın alemi var mı? Neyse geçelim… Bitmedi, bir de bunun geçici kurumlar vergisi var. Bunun için de; Mayıs ayında vereceğin 1. dönem geçici vergi beyannamesinde beyan edeceğin kurum kazancı için geçici vergi oranı eskiden olduğu gibi % 20; 1/7/2021 den sonra vereceğin beyannameden itibaren geçici vergi oranı % 25’dir.

Mükellefler de birinci dönem geçici vergiyi artmadığı için seviniyor haklı olarak; bakalım öyle mi?

Örnek:

2021 yılı 1. Dönem kârı 1.000 TL X 0,20 = 200 TL ödenecek geçici vergi.

İkinci dönem de de 1.000 TL daha kâr ettiğimizi varsayalım.

                2. Dönem toplam kârı 2.000 TL X 0.25= 500 – 200(birinci dönem vergisi)  = 300 TL ikinci dönem ödenecek geçici vergi.

İkinci dönem kârı ne kadardı, 1000 TL; 300/1000= 0,30

Ne oldu şimdi?... Hani % 25’di.?

Toplamda ödenen geçici vergi 200+300 = 500

500/2000= 0,25

Demek ki ikinci dönemin değil, toplam dönemin vergi oranı % 25 imiş.

Ne oldu şimdi? Birinci dönemde almadığın 50 TL geçici kurumlar vergisini ikinci dönemde aldın…

***

Üniversite ikinci sınıfta Kamu Maliyesi dersimiz vardı. Rahmetli Prof. Dr. Akif Erginay gelirdi dersimize. Onun kitabında şöyle bir cümle vardı, hiç unutmadım. “Maliyeciler keskin zekalıdır. Vergi oranlarını indirirler, üç gün sonra ancak farkına varırsın ki, vergi azalmamıştır, tam tersi artmıştır.”

 Kendisi de örneklerle ballandıra ballandıra anlatırdı bu durumu…

Şimdi bu yeni düzenlemeyi görünce Rahmetli Akif Erginay Hocamız aklıma geldi.

Bu vesile ile bir anımı da hatırlamış oldum…

***

1973-74 öğretim yılı, ikinci sınıftayız. O zamanlar, derslerimizin birçoğunun kitabı yoktu. Hocalar derste anlatır geçer, not aldın aldın, almadıysan işin zordu. Okulun bir de teksir odası vardı. Birçok dersin notları teksir makinelerinde saman kâğıda basılır, okul yönetimince satılırdı.

Dönem başı; derslerimiz henüz başlayalı bir iki hafta oldu. Akif Hoca Kamu Maliyesi dersimize geliyor, anlatıp gidiyor. Teksire basılmış notları da yok.

Biz de Hocaya sorduk.

“Hocam dersin teksiri yok, kitap olarak ne önerirsiniz?”

“Kitabım henüz matbaa aşamasında, az sabredin, bir iki haftaya kitabım çıkacak; dönem başına yetiştiremedim.” dedi.

Akif Hoca aynı zamanda Hukuk Fakültesi’nin de Hocasıydı.

Birkaç hafta sonra; “Kitabım çıktı; bir iki güne buraya da gelir, ancak çok istiyorsanız Hukuk Fakültesinin kitap satış yerinden alabilirsiniz. Orada var.” dedi.

Biz iki arkadaş Hukuk Fakültesine gittik. Hocanın kitabından birer tane aldık. Kitabın fiyatı 14 lira 50 kuruş.

O zamanlar öğrenci otobüs fiyatı da 25 kuruş.

Arkadaşım dedi ki “bir balya alalım , okulda kitabı arkadaşlara 15 liradan satalım.” Bir balyada 20 tane kitap var 50 şer kuruştan 10 lira, beş-beş bölüşürüz.

Hem arkadaşlarımıza bir hizmet olsun, gittin- geldin zaten 50 kuruş otobüse vereceğine ayağına gelmiş kitap, kimse itiraz etmez, dedik ve harçlıklarımızı birleştirdik, bir balya 20 adet kitap daha aldık ve okula gittik, arkadaşlarımıza 15 liradan sattık.

İkinci hafta; hocanın kitabı halâ okula gelmemiş, Hoca sınıfa girdi, birçoğumuzun önünde hocanın kitapları. Birinci ders bitti, ikinci derste hoca kitabının 15 liradan satıldığını duymuş. Kürsüye oturur oturmaz “Bazı uyanıklar benim kitabımı 15 liradan satmışlar; ben bu kadar emek verdim, gecemi gündüzüme kattım, çalıştım, sizlere fazla yük olmasın diye fiyatını maliyetine yakın 14 lira 50 kuruş yaptım. Bu utanmazlar kitabımı 15 liraya satarak benim sırtımdan kitap başına 50 kuruş kazanmışlar, kitap başına ben 50 kuruş kazanmıyorum; 15 liraya satmasını ben bilmiyor muyum.” verdi veriştirdi…

Ben utancımdan başımı kaldırıp hocayla göz göze gelemiyorum, kızardım bozardım, göz ucuyla arkadaşıma baktım, o da benim gibi morarmış vaziyette. 

Neyse, bir müddet sonra hoca sakinleşti. Ama ders nasıl bitti, bir de bize sorun.

Hayatımın ilk ticareti böylece hüsranla bitti.

O gün anladım ki ticaret bana göre bir şey değil…

Hocasının sırtından para kazanan bir öğrenci olarak bu anımı hiç unutmadım.

Akif Hocam bu günleri görseydi umarım hakkını helal ederdi.  Akif Hocam mekânın cennet olsun, ışıklar içinde ol…

 

Uğur GÖKALP

27 Nisan 2021


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE