MAKAM ARACI



Bundan tam otuz yıl önce, 1989'un Aralık ayında (bayağı zaman olmuş) Ankara Defterdar Yardımcılığından Gaziantep'e Defterdar olarak atandım.  Gaziantep havaalanına indiğimde iki defterdar yardımcısı ve personel müdürü beni karşıladılar. Bir iki sohbet ve tanışma faslından sonra havaalanından dışarı çıktık; siyah bir mercedes kapıda bekliyordu.
 " bu sizin aracınız" dediler... 
Vay be! 
"Ya ! bir yanlışlık olmasın..." diye geçti içimden...

O zamanlar senede bir iki defa Ankara'da Bakanlıkta defterdarlar toplantısı olurdu; Ankara Defterdarı Özcal Üstat bizi de alırdı yanına, birlikte giderdik toplantılara. Bu toplantılara yakın illerin defterdarları araçlarıyla gelirdi ve mercedes aracı olan bir iki defterdar vardı.  Dolayısıyla Gaziantep Defterdarı'nın da mercedes aracının olması doğrusu garibime gitmişti... Sonra; selefim (öncellim) olan meslektaşım bu aracı nasıl edindiğini ballandıra ballandıra anlattı. Oysa benim, 34 lü yaşların verdiği heyecanla ne mercedeste ne de makam odasındaki mefruşatta gözüm vardı. Odamı hiç değiştirmedim, Devlet Malzeme Ofisi'nden alınma eskimiş koltuklarla 3,5 yıl görev yaptım. Ama mercedese ancak bir iki ay binebildim...
Bakanlıktan ivedi bir yazı, "tasarruf tedbirleri nedeniyle mercedes marka makam araçlarının derhal Bakanlığa gönderilmesi..."
İtiraz edecek halimiz yok, alın mercedesinizi, dedik ve gönderdik...
Mercedesin yerine sıfır, Tofaş-Şahin marka bir araç geldi. Olsun, o da  zamanın yerli mercedesiydi...

Benim de Ankara'da Ziraat Bankasından 5.000₺ peşin 36 ay 609 ₺ taksitle aldığım Murat 124 bir aracım vardı. (sıfırları eksik yazmış olabilirim)
Eşim öğretmen, kızım henüz 13 aylık, bakıcı Dudu Teyze sabah gelip akşam gidiyor. Çok seyrek de  olsa mecburiyetten bazı akşamlar rica minnet 23-24 e kadar bizde kalıyor; Şehit Kamil'de bir yerlerde oturuyor; gecenin bir vaktinde Murat 124 le Dudu Teyzeye makam şoförlüğü yapıyorum, Şehit Kamil'in dar sokaklarında gecekonduların arasından geçerek evine bırakıyorum.   Lojmandan çıkarken Dudu Teyzeye makam şoförlüğü yaptığımı kimse görmesin diye dua ediyorum içimden, Dudu Teyzeye kapıyı açıyorum arka koltuğa bindirip, direksiyona geçip gidiyoruz. Bu utangaçlığım sokağın köşesine varıncaya kadar devam ediyor, sonra rahatlıyorum, ohhh bu sefer de kimse görmedi... 
Zaman zaman olan, yemekli toplantılar haricinde birlikte gittiğimiz dışında, eşim bir kez dahi defterdarlık aracına binmedi.
O yıllarda, eşimin henüz ehliyeti yok; kızım hastalanır, eşim telefon eder, doktora gitmemiz lazım; ya da bir yerlere gitmesi gerekir, Murat 124'ün anahtarını şofölerden birine veririm, 
"bu benim aracın anahtarı, eve gideceksin, yengeni doktora ya da istediği yere götür, gel..." 

Bir akşam Gaziantep Fuarı'nın açılışına davetliyiz; akşam da Fuar Gazinosu'nda balo var. Yanılmıyorsam sanatçı da Hülya Avşar'dı, hanımla gidelim dedik ve akşam Murat 124'e atlayıp  Fuara gittik. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Celal Doğan kapıda misafirleri karşılıyor; aracı park ettiğimi gördü. Tokalaştık, "bu ne defterdar bey, nerde senin mercedes?" dedi.
"Benim mercedes bu" dedim ve Murat 124 ü gösterdim; bir bana baktı bir arabaya baktı, 
"ya koskoca defterdarın arabası bu mu?" dedi... 
"Evet, daha taksitleri bile bitmedi, hala ödüyorum." dedim Güldü... 
Oysa, ben hayatımın ilk aracını kullanmanın keyfini ve gururunu yaşıyordum...

Bu günlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki lüks araç saltanatını görünce, içim sızladı...
Dudu teyze sağ mıdır, bilmiyorum; sağ ise sağlık ve afiyetler diliyorum; vefat ettiyse kendisine Allahtan rahmet diliyor, hakkımı sonuna kadar helal ediyorum... İyi ki sana makam şoförlüğü yapmışım Dudu Teyze, her bürokrata nasip olmaz böyle şeyler...

A.Uğur GÖKALP
05.09.2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE