GAZİANTEP'DE İKİ UĞUR'DUK
Gaziantep'de iki Uğur'duk. Ben Defterdar'dım, O Gaziantep Üniversitesi'nin Kurucu Rektörü'ydü.. Prof. Dr. Uğur Büget.. Geçen hafta vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Işıklar içinde ol güzel insan.... Ruhun şadolsun...Mekanın cennet olsun...
Onun çok güzel yazılarından birini paylaşıyorum...
Prof. Dr. Uğur Büget.
MEGALOMANİ
Bir kimsenin kendi bedensel, cinsel, zihinsel ve toplumsal yeteneklerine aşırı değer vermesidir” megalomani. Bu durum onu zamanla hezeyana götürür. Herkesi küçük görmeye, her şeyin sahibiymiş gibi davranmaya iter.
Megalomani’ye, paranoya ve mani vakalarında ya da bunama süreçlerinde çok rastlanır. Saçmalama, ne yaptığını bilememe durumuna getirir kişiyi.
“Bunlar da nereden geldi aklına? Bize azıcık psikiyatri mi öğretmek istiyorsun? sorusu gelir aklınıza. HAŞA düşünmem bile böyle bir şeyi!
Dün akşam videoda çok eski bir film izledim. Televizyonlar öylesine yavşaklaştı ki, izlemek sıkıntı veriyor; filmlerin çoğu da açmıyor beni.
Filmin adı “Viva Zapata”. Benim çağımda olanlar anımsar bu filmi; geçmişin unutulmaz filmlerinden. İki kez çevrildi; ilkinde Pedro Armandariz, ikincisinde Marlon Brando baş roldeydi. Ben de ikisi de var. Pedro Meksikalı olduğu için onun filmini yeğledim.
Konuyu bilirsiniz! 19 asrın sonlarında Meksika’da geçen gerçek olayları anlatır. Diktatörün zulmünden, adaletsizliğinden yılan halk kıpırdanmaya başlar. Hepsi köylüdür, cahildir. Sömürülmekten, fukaralıktan yılmıştır. Sessiz isyana başlar. Derken bir lider çıkar ortaya; Emiliano Zapata. O da bir köylüdür; aşağılanmaktan yılmış bir köylü. Zapata’nın önderliğinde savaşır, diktatörü devirirler. Adil ve köylüyü toprak sahibi yapan, onlara kişilik veren bir düzen kurar Emiliano Zapata.
Ama çevresindeki yalakalar, çıkarcılar Zapata’ya öylesine gaz verirler ki okuma-yazma bile bilmeyen bu adam kendini, her şeyi “en iyi bilir, en iyi yapar” sanmaya, herkesi küçük görmeye başlar; yani megaloman olur. Zamanında diktatörün yaptığı saçmalıkları yapmaya başlar.
Dış güçlerin isteği üzerine pusu kurup öldürürler onu.
“Tarih tekerrürden ibarettir” derler ya! Ne yazık ki doğrudur. Olaylardan ibret alınmadığı için tekerrür eder. Benzer olaylar tarih boyunca gelişmekte zorlanan ülkelerde hep tekrar etmiş; İhtilal, hükümet darbeleri birbirini izlemiştir. Şartlar her zaman bir lider çıkarmıştır; kimi zaman asker kimi zaman sivil olmuştur bu lider.
Silahlı bir kuvvetin diktatör olma hevesi dışında, ihtilal çağrıştıran faktörler, halkın rahatsızlığı, hayatın çekilmez olması, adaletsizlik, kötü idare, fukaralıktır. İnsanlar önce kıpırdar, sonra hareketlenir, derken koşturur, bağırır-çağırır, taşa, sapana sarılma noktasına gelir.
Bunu önlemenin tek yolu gelişmişlik, insana değer vermektir. Herkese insanca yaşama imkanı tanımak, inançlara ve yaşam şekline saygı duymak, fukaralığı bitirmek, onları açlıkla terbiye etmemek, adaletin kişilere eşit olarak dağıtıldığı özgür bir rejim, yani kötü emeller için kullanılan soysuz bir demokrasi değil, gerçek bir demokrasi getirmektir.
Halk hareketlerinin yararları vardır; sonunda gerçek bir demokrasiye ulaşabilmek kaydıyla. Aksi halde diktatörlükler birbirini doğurur. Kimisi silah gücüyle gelir, kimisi şeklen ve uyduruk, “SÖZÜM ONA” bir demokrasiyle.
Megalomaniyi büyüten ve küçülten önemli bir faktör vardır; ÇAP.
Dairenin merkezinden geçen kirişe çap denir bildiğiniz gibi. İnsanların da çapı vardır. “Bir kimsenin konumundan ya da niteliklerinden kaynaklanan gücü, değeri, ağırlığı” olarak tanımlanır insanların çapı. Büyük ise, değerleri de büyük olur.
Çapın içinde yetenek vardır ama her şey değildir. Hatta küçük bir şeydir. Çapı büyüten faktörler: Ciddi bir eğitim, yaşam boyu kendini yetiştirme arzusu, yeniliklere açık, mesleğinin zirvesinde olma (işinin değil), sanatı, gelişen ve değişen yaşam tarzını gönülden benimseme, doğayı, canlıyı, insanı yürekten sevme, iyi anlama, insanlığa saygı duymadır.
Filmin sonunda şu yargıya vardım: Milli kahraman Emiliano Zapata küçük çaplı bir adammış. Çapı sadece yeteneklerinden ve cesaretinden ibaretmiş. Yetmemiş şüphesiz!
Çapsızlığı megalomani ile birleşince çirkinleşmiş; mücadelesi boşa gitmiş. Köylüleri bir yere taşıyamamış.
Çaplı megalomani insanlara belki büyük bir sıkıntı getirmez; faydası bile olabilir.
Ama çapsız bir megalomani felakettir. Kişinin hem kendine, hem çevresine zarar verir. Özellikle liderliğe soyunmuşsa, o toplumun vay haline!
Bütün toplumların megaloman olmayan, geniş çaplı liderlere gereksinimi vardır. İşte o zaman insanlığa refah gelir, özgürlük gelir, adalet gelir. Sözün kısası gerçek demokrasi gelir.
Toplumun görevi ise gerçek demokrasiyi korumak ve kollamak olmalıdır. Onun için çapsızlara, megalomanlara özellikle çapsız megalomanlara itibar etmemelidir.
05.04.2014
Yorumlar
Yorum Gönder