DÜRÜSTTÜ...


Geçtiğimiz gün 14 Nisan 2021 tarihinde eski Başbakanlardan hemşehrim Yıldırım Akbulut hayatını kaybetti. Öncelikle kendisine rahmet yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Gazetelerde sadece Aydın Doğan'ın taziye mesajı vardı. Ben başka görmedim. Sosyal medyada ise bir çok baş sağlığı mesajı vardı. Kimi de anılarını yazmıştı. Sosyal medyada bir tanesi vardı ki, üzerinde düşünülmesi gereken, ibrettlik ve içler acısıydı. Paylaşmak istedim. Buyurun:

***
"Düzgün insandı..
Başbakanlıkta herkes ne yerse onu yerdi.
Dışarıdan, lokantadan yemek getirtmezdi..
“Ağabeydi, herkes saygı gösterirdi”
“DÜRÜSTTÜ"
Genel başkanlık, Başbakanlık sona ermiş seçim zamanı gelmişti...
Erzincanlılara sesleniyordu...
“Senelerce milletvekilliğinizi yaptım, İçişleri Bakanlığı, Meclis Başkanlığı, Başbakanlık yaptım. YEMEDİM, YEDİRMEDİM. Şimdi sizden oy istemeye geldim..."
Ve
Kalabalıktan bir ses yükseldi..
“Keşke biraz yeseydin, yedirseydin de bugün buraya Başbakan olarak gelseydin..."
***
Evet; Kalabalıktan gelen o ses.
Bu kafa hastalıklı kafadır. Bu kafa ahlaksız, şeref yoksunu, budala bir kafadır.
"Keşke yeseydin yedirseydin de buraya Başbakan olarak gelseydin."
Burada sadece "yeseydin" yok, "yedirseydin" de var. Yani diyor ki "çal ama bana da ver;
çalmadın, bana da vermedin, o halde sana oy yok!... Kim daha çok çalıyorsa, ben ona oy veririm!...
Sonra da, bu sisteme "demokrasi" diyorlar.
Bu ve bunun gibi kafalar o kadar çok ki; nereden mi biliyorum ?..
***
Ne yapacağız biz şimdi?...
Bu adam oy vermesin, desek; ne demokrasi düşmanlığımız kalır, ne faşistliğimiz kalır. Tamam memlekette demokrasi var, herkesin oy hakkı var, dersek adam çalanı seçiyor; çalana oy veriyor...
Bu tipler bir tane iki tane olsa, hadi neyse! (yine de doğru değil de)
Ya toplumun çoğu böyle düşünüyorsa?
Şimdi soruyorum, bu adamın çalanı seçmesi demokratik bir hak mıdır?
"Sana ne kardeşim ben istediğimi seçerim, ister hırsızı, ister yolsuzu, sen ne karışıyorsun?" derse. Demokrasinin gereğidir, diye bunu kabul mu edeceğiz?...
Sonra Aysun Kayacı'ya kızıyorlar...
Rahmetli Akbulut sanırım bu ahlaksızı duymamıştır. Duysaydı buna mutlaka bir cevabı olurdu.
***
Son olarak Sedat Ergin' in bugünkü 17 Nisan 2021 tarihli "Yıldırım Akbulut'a veda etmek" başlıklı uzunca yazısından bir paragraf.
" İnsani yönlerine baktığımızda da, siyasetteki bütün savrulmalarına karşılık kendisiyle barışık, yalın, dürüst kimliğini son anına kadar muhafaza edebilmiş mütevazi bir şahsın portresini görüyoruz. Kendisi hayatın bütün kargaşası içinde yol alırken, içinde uzun yıllar önce İstanbul'a hukuk okumaya giden Erzincan Lisesi mezunu gencin o anki duru, saf halini hep koruyabilmiştir. Siyasetin aslında başkalaştırmayı başaramadığı bir insandı."
Ve
İstanbul Barosu eski Başkanlarından Turgut Kazan’ın 27 Nisan 2021 tarihinde T24 de yer alan “Yıldırım Akbulut'u tanırsak günümüzü daha iyi anlarız” başlıklı yazısından kısa bir alıntı.

“Akbulut zamanında bildiriler/duyurular yayınlandı, ama kimse darbecilikle/vatan hainliği ilesuçlanmadı. Gazeteci, siyasetçi, aydın, sanatçı ne söylemiş olursa olsun, hiç 'bedelini ödeyecekler' tehdit ve talimatıyla karşı karşıya kalmadı… Örneğin, ifade özgürlüğünü hep saygıyla karşıladı. Hakkında çizilen karikatürlere, anlatılan fıkralara hiç kızmadı. En sert eleştiriler için bile dava açmadı, açtırmadı. Toplantıları/gösterileri baskılamadı, yasaklamadı. Toma, tank, jemse, cop, gaz, basınçlı su, mermi kullandırmaya kalkmadı.

Evet O dürüst bir siyasetçiydi... Keşke bütün siyasetçiler onun kadar dürüst olabilseler...
Sayın hemşehrim; iyi ki yememişsin, iyi ki yedirmemişsin. Mekanın cennet olsun...
A. Uğur GÖKALP
19.04.2021

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE