DEDE KEMAL
Eskiden espriye
tahammülle, boyunu aşmayan şakalara da hoşgörüyle bakılırdı.
Televizyonun, sinemanın olmadığı dönemlerde komşular, arkadaşlar bir araya toplanır güzel hikayeler anlatılır, sohbet edilir, çeşitli muzipliklerle şakalar da yapılırdı. Bazı insanlar, birbiriyle dalga geçmeye bayılırdı; hele bir de bir zaafınız varsa yandınız!... Kabak sevmeyen birinin yanında sohbet özellikle kabak yemeği tarifine gelir, kabak yemek tarifleri anlatılır ya da adamın paltosunun-ceketinin cebine küçük bir kabak koyarlardı. Adamcağız elini kabağa süremez, ortalığı yıkar, küfrederken millet de gülmekten kırılırdı. Ya da limon sevmeyen adamın karşısına geçip limon yerlerdi. Sonuçta iş kavgaya gürültüye gitmeden tatlıya bağlanır, herkes dalga geçilene gülerken o da kendi haline gülerdi…
1970’li yılların
başı, henüz lise çağında 16-17 yaşındayım. Çok takılınan birisi de,
Karayollarında dozer operatörü ve kamyon şoförü olarak çalışan, o yıllarda otuz-otuz
beş yaşlarda olan Yusuf’tu. Yusuf’un özelliği bir hastalık boyutundaydı.
Başkasının yaptığı hareketleri anlamsız olarak tekrarlama; bu aslında kasıtlı
bir davranış değil, kontrol edilemeyen bir hastalık; hastalığın adı da
“epokraksi” imiş; (ben de yeni öğrendim) el çırpıyorsun, Yusuf’ da el çırpıyor,
elini masaya vuruyorsun o da vuruyor, yanındakine bir tokat atıyorsun o da
atıyor. Yusuf’un bu halini bilenler, mutlaka Yusuf’a takılır, adamcağıza rahat
yüzü vermezlerdi.
Yusuf’a en çok
takılanlardan biri de bizden sekiz- on yaş daha büyük “Dede Kemal” dediğimiz,
sonradan ilçenin bekçisi olan ve geçtiğimiz Kasım da covitden rahmetli olan
Bekçi Kemal Abi idi. Çok erken yaşlarda saçı ve sakalı ağaran, bu yüzden de “Dede”
lakabını alan Kemal Abi mütevazi yaşantısı ile herkes tarafından sevilen, hoş
sohbet biriydi. O yıllarda Kemal Abi’nin salaş bir lokantası var; içeride de 4-5
masa… Biz gençler de mutlaka her gün Kemal Abi’ye uğrar sohbet ederdik…
Yine böyle bir
gün Kemal Abi, karşıdan Yusuf’un geldiğini görünce…
“Bakın ben ne
yapacağım!.. iyi izleyin” dedi…
Yusuf kapıdan
girdi; üzerinde demirbaş siyah deri şoför ceketi, kafasında kirli bir şapka,
şapkasını çıkardı, selam verip bir masaya oturdu.
Kemal Abi de
karşısına geldi, bir taraftan sohbet ederken, bir taraftan da hafif hafif gaz
verir gibi ellerini çırpmaya başladı…
Yusuf da başladı;
bir taraftan da yalvarıyor “ya Kemal allasen yapma, çok yorgunum” diyor, ama
kendini de kontrol edemiyor.
Derken, Kemal abi
ceketini çıkarttı, Yusuf’ da çıkarttı. Başladılar karşılıklı oynamaya, biz bir
taraftan gülerken diğer taraftan dur bakalım bu işin sonu nereye varacak, diye
merakla seyrediyoruz…
Kemal abi
kazağını çıkarttı, Yusuf gömleğini çıkarttı.
Kemal Abi
gömleğini çıkarttı, Yusuf atletini çıkarttı, biz gülmekten yerlere yatıyoruz.
Yusuf bir taraftan basıyor küfürü, bir taraftan da yalvarıyor,
“Ya! Kemal
Allah’ını seversen yapma” … öte yandan da kıvırmaya devam ediyorlar.
Kemal Abi
“Çadırımın üstüne, şıp dedi damladı...” şarkısını söyleyip kıvırıyor, Yusuf da
tekrar ediyor….
Tabii
bu arada seyirci sayısı her geçen dakika daha da artıyor…
Şenliği duyan
geliyor…
Buraya kadar iyi,
sorun yok…
Kemal Abi
pantolonu çıkartmaya başladı; altında mavili-yeşilli çizgili sümerbank pijaması…
Yusuf da bir
taraftan yalvarıyor, bir taraftan da pantolonunu çözmeye başladı… Ortalık
kırılıyor… Derken Yusuf bir donla kala kaldı…
Kemal Abi’nin bir
şansı daha var… pijaması…
Yusuf, nasıl
yalvar yakar …
“Ya Kemal vallah
bir daha gelmeyecem, nolursun yapma” derken bir taraftan da “çadırımın üstüne
şıp dedi damladı…” diyerek kıvırtıyor.
Kemal Abi
pijamanın lastiğine elini atıyor… İndirir gibi yapıyor, millet gülmekten
kırılıyor…
Derken Yusuf
baktı ki Kemal Abi’yi durduramayacak, bizlere yalvarmaya başladı …
“Ya nolursunuz,
gençler durdurun şunu, yeter ya, rezil olduk…” diyor, yalvaran gözlerle bize
bakıyor…
Biz de “tamam
Kemal Abi yeter bu kadar” dedik ve oyunu sonlandırdık…
Bizler kahkahadan
yıkılırken, Yusuf bin bir küfürle üstünü giymeye başladı…
İkinci gün,
baktım Yusuf yine Kemal Abi’nin lokantasında, hiçbir şey olmamış gibi
karşılıklı konuşuyorlar…
Bu kadar hoşgörü,
bu kadar şakaya katlanma, Anadolu’nun eski kültüründe vardı.
Şimdilerde nasıldır bilmiyorum…
Kemal Abi’nin covit belasından vefat ettiğini duyunca çok üzüldüm; bu vesile ile Kemal Abi’yi rahmetle anıyorum… Yattığı yer nur olsun… Yusuf sağ mıdır, hayatta mıdır bilmiyorum; sağ ise sağlıklı günler diliyorum, rahmetli olduysa onu da rahmetle anıyorum…
A. Uğur
GÖKALP 07.04.2021
Yorumlar
Yorum Gönder