LEBLEBİCİ HORHOR AĞA


Tiyatroya gitmeyeli neredeyse bir yıl oldu. Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun afişini görünce, buna mutlaka gitmeliyim, dedim. 
"Leblebici Horhor Ağa"
Leblebici Horhor Ağa, bir yönüyle hafızama yer etmişti;
Osmanlı döneminin ilk opera ve operetcisi İstanbullu bir Ermeni asıllı vatandaşımız, besteci ve orkestra şefi, önemli bir müzik adamımız olan Dikran Çuhacıyan'ın bir eseri. Güllü Agop, Köse Yahya gibi eserlerinden sonra 1875 yılında sahnelenmiştir. 

Yıllar yıllar önce henüz televizyonun olmadığı, radyo olarak sadece devlet radyosunun olduğu yıllarda, radyodan mutlaka takip ettiğimiz "arkası yarın" programından başka, hiç kaçırmadığımız bir başka program da haftada bir yayımlanan "Liseler Arası Bilgi Yarışması" idi. İşte bu bilgi yarışmasının dört öğrencisinden bir tanesi de arkadaşımız Mehmet Emin Şenocaktı. Daha sonra Hacettepe Tıp Fakültesine giren ve burada yıllarca çocuk cerrahı olarak görev yapan ve Prof. olduktan sonra emekli olan arkadaşımızın anısı ve Leblebici Horhor Ağa...
" Türkiye Radyolarının düzenlediği liseler arası bilgi yarışmaları herkesin beğenisi ve ilgisiyle izleniyordu. Yarışmaları etkileyici ve olağanüstü derecede güzel ses tonuyla, Ankara Tili Kitabevi'nin de sahibi olan Erol Onar sunuyordu. Çok babacan ve tüm ekiplerin ağabeyi olmuş bir kişiydi. Yıllar sonra kalbine yenik düşerek aramızdan ayrıldı, saygıyla anıyorum. Yarışmaların bant kayıtları dönüşümlü olarak radyolardan tüm Türkiye'ye yayınlanıyor, öğrenciler, veliler tarafından saatlerce dinleniyordu. Erzincan Lisesi bir kez dördüncü, bir kez de Türkiye birincisi olmuştu. Yeni ekip son yarışma dönemi için özel olarak hazırlanıyor, ansiklopediler, günlük gazeteler satır satır gözden geçiriliyordu. Doğu Anadolu Bölgesi grubunda finale kalmıştık. Erzurum'da soğuk bir kış günü
Erzurum Erkek Lisesi ile karşılaşıyorduk. Salon tümüyle Erzurumlu konuklarla dolmuştu, bir köşede de öğretmen ve öğrencilerden oluşan on kişilik Erzincan Lisesi yandaşları yer alıyordu. Son soruya gelinmişti. Bu genel kültür sorusunu bilirsek hem kırk puanlık farkı yakalayacak, hem de şampiyon olacaktık. Bilemezsek yirmibeş puanımız silinecek ve ikinci olarak elenecektik. Hiç unutmuyorum, Sayın Onar başladı.
-Erzincan Lisesi, son sorunuzu okuyorum. Hazır mısınız?
Ben ekip sözcüsüydüm.
-Hazırız efendim!
-Dikkatle dinleyiniz ve bir kerede tek yanıt veriniz. 
Dikran Çuhacıyan'ın üç perdelik operetinin adını söyleyiniz.
 Bu büyük bir şanstı. Güç bir soruydu ama biz Türk Müzüği'ne önemli katkıları bulunan bütün azınlık bestecilerini çok iyi biliyorduk ve Dikran Çuhacıyan'ı da özel olarak incelemiştik. Hemen yanıtladım. 
Leblebici Horhor Ağa.
... Derin sessizliğin ardından Sayın Onar'ın coşkulu sesi: 
-Eveeet ! Bravo ! Leblebici Horhor doğru yanıt, ayraç içinde Ağa'sı da var. Sizleri kutluyorum. 
Salondaki ölü sessizliğini küçük bir grubun ölçülü alkışları bozdu. Şampiyon olmuştuk. Sevincimiz sınırsızdı. Sonradan arkadaşlarımızdan ve ekibin sorumlusu hocamız şimdi Profesör Dr. Mukim Sağır'dan dinlediklerimiz daha da ilginçti. Soru sorulduğunda, kendisi müzik öğretmeni olan müdürümüz Sayın Firuz Hekimoğlu, Mukim Bey'e dönerek:
İşte bu kötü oldu, çok zor bir soru, şanssızlık! Deyince , Mukim Bey yalnızca:
Bekleyiniz, demiş. 
Kimseyi utandırmamıştık. Kilometrelerce yolu gelerek bizleri karşılayan arkadaşlarımızın coşkusunu hiç unutmadım." 
Evet değerli arkadaşımız Mehmet Emin Şenocak, biz de unutmadık. 
Yıllar sonra, Leblebici Horhor Ağa afişini görünce, buna mutlaka gitmeliyim, dedim. Edebiyat Hocamız Sayın Fahri Taş'ın "Erzincan Lisesi" kitabında yeralan ve daha önce de okumuş olduğum bu anını da hatırladım. 
İşte böyle, 1968-1969 öğretim yılı üzerinden tam 49 yıl geçmiş olsa da, bu güzel anıyı ve Leblebici Horhor Ağa'yı unutmadık...
 Bilet bulmakta zorlandım, bir aydır kapalı gişe oynuyor. Dün yani cumartesi akşamı, kalan son üç koltuktan birini alarak izleyebildim. 142 yıl önce yazılıp, bestelenen ve gerçek hayattan alınmış bir aşk hikayesi... Leblebici Horhor Ağa...
27 Ekim 2917
A. Uğur GÖKALP 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE