Öğretmenlerim

Öğretmenlerim...

Önce öğretmenimiz oldu; ilk derste dik ve düz çizgi çizmesini öğretti, iki çizgi arasını aşmamalıydı. İki çizgi arasının satır olduğunu öğrendik.
Sonra yatay çizgiler… 
Derken a, b, c… işler, heceler… 
Sonra rakamlar 1,2,3… Sayılar… 
Toplama, çıkarma, çarpma, bölme dört işlem… 
“kerrat cetveli” 2x2=4 ederden, 9X9= 81 e kadar… 
Hesap makinesi yok… Herkes bir an önce ezberlemeli kerrat cetvelini… 
Kim daha önce ezberleyecek… 
Büyüklere selam vermeye gör! Hemen “imtihan” başlardı. 
7 kere 8=?... 6 kere 9=?  
Iııı…
Sonra, hocalarımız oldu… Ortaokullu olduk; şapkamız vardı, büyümüştük…
İlkokulda bir tane öğretmenimiz vardı, her derse o gelirdi...
Şimdi, her dersin öğretmeni farklı farklı…
Tarih, coğrafya, matematik, fizik, kimya…
Sonra liseli olduk; mantık,  sosyoloji, felsefe, biyoloji… 
Din dersi seçmeliydi… 
Seçmedim tabi… 
“Seçmeyenler ailelerinden bir yazı getirmeli” dediler; getirdim ben de…
Sonra bir arkadaşım “ olum sen Alevi misin niye seçmedin din dersini?” dedi…
“Ne alakası var din dersinin Alevilikle; ben zaten duaların hepsini biliyorum. Niye boşuna zaman harcayayım, sen yaz tatilinde aylak aylak gezerken, ben kuran kursuna gidiyordum; benim on sene önce öğrendiklerimi sen şimdi öğreneceksin, istersen aç kitabı, hangi duayı soruyorsan sor ? dedim.
Madem seçmeli, seçmiyorum o zaman…”
“Sen bilirsin…” dedi…
Sonra; ÖSS puanlar, kayıtlar, ver elini Ankara….
Üniversite… Kocaman kocaman amfiler, birinci ders bu amfide , ikinci ders başka amfide… Proflar, doçentler, asistanlar… 
Yine çalış, ders, sınav, not… 
Kavga, gürültü, boykotlar, yürüyüşler, protestolar…
Tam bitti derken askerlik… Yedek subay okulu, İzmir Narlıdere… 
Komutanlar…  
Rahat! Hazır ol! Esas duruş! Tüfek omza! 
Ders, sınav, not…
Çalış, geçemezsen er olursun… 
Bu da, bitti derken….
Meslek…
Sınavlar, stajlar… Üstatlar….
Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler, tebliğler, muktezalar, yargı kararları...
Mevzuat, mevzuat, mevzuat….
Değişti… Sil baştan…
Bir daha…
Sil olmadı, değişti, bir daha…
Velhasılıkelam, 6’sında başladığım eğitimim 66’sında hala devam ediyor…
Her yeni gün, yeni bir şeyler öğreniyorum… 
Ve her defasında “Vay be! Ben bunu bilmiyordum.” diyorum…
Hala öğrenecek o kadar çok şey var ki!...
Ve Sokrates şöyle diyor…
“Bilgelik, hiçbir şey bilmediği halde bildiğini zannetmek değil; bilmediğini bilmektir. Ve sizin en bilgeniz Sokrates, kendi bildiğinin gerçekte bir hiç olduğunu bilendir.”
Bu nedenle, daha çok çalışmalıyız ve daha çok okumalıyız…
Ve Mustafa Kemal Atatürk.
"En büyük savaş cahilliğe karşı yapılan savaştır.
Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir."

Başta sevgili eşim olmak üzere tüm öğretmenlerin, hocaların, komutanların ve üstatların 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum,
hayatta olanlara sağlıklar ve mutluluklar, ebediyete göç etmiş olanlara Allah’tan rahmetler diliyorum.

A. Uğur GÖKALP 
24 Kasım 2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızılcık Ağacı

IV- YURDUM HALLERİ

UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ

BİRAZ DA DEVELERİ YOLSANIZ OLMAZ MI?

Küçük Kurşun Kalem

ÇİFTÇİ

MALİYECİLER ÜVEY EVLAT MI?

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA İNCE BİR ÇİZGİ...

ÇANAKKALE