Kemah Necatibey İlkokulu
Uzun süredir yazmak istiyordum, ancak ne yazık ki bu yazı İzmir depreminin olduğu ve çürük binaların yıkılmasının tartışıldığı bir zamana denk geldi…
Yaklaşık bir yıldır bu uyarı yazısı binanın duvarında asılı duruyor.
“BU BİNA İÇİN YIKIM KARARI VERİLDİĞİNDEN YAKLAŞILMASI KESİNLİKLE YASAKTIR.”
Son derece sağlam bir zemin üzerinde ve ilçenin tam merkezinde yer alan bu bina boşaltılmış ve bir yıldır kaderine terkedilmiştir.
“Bu bina” dediği, bizim okulumuz. Alt katı “Necatibey İlkokulu” üst katı ise “Kemah Ortaokulu”.
(Son yıllarda Kemah İmam Hatip Ortaokulu oldu)
Binanın yapım yılını ben hatırlamıyorum, Kemahlı abilerimizden hatırlayanlar varsa yazıya katkı yapabilirler.1959 yılında ilkokul birinci sınıfa başladığımda, burası sizin okulunuz dediler. Beş yıl alt katta ilkokulda, üç yıl da üst katta ortaokulda okudum. Her sabah, yağmur, kar, soğuk demeden kapısında sıraya girip; Türküm, doğruyum, çalışkanım… diye avazı çıktığı kadar bağırarak andımızı okuyan ve sırayla sınıflarına koşarak neşe içinde gittiğimiz, bahçesinde oyunlar oynadığımız, çevresine ağaçlar diktiğimiz güzel okulumuz… Seni kim yıkıyor? Hangi zihniyet senin isminden (Necati Bey) rahatsız oldu? Atatürk adından rahatsızlık duyanlar, ne kadar Atatürk Stadı varsa hepsini “Arena” yaptılar. Dört yıl okuduğum Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin adını değiştirip Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi yaptılar… Yap yeni bir üniversite, adını da Hacı Bayram Veli Üniversitesi koy, amenna… Ama amaç başka, sıkıntı “Gazi” de…
Şimdi sıra, Atatürk’ün devrimci kadrosunda yer alan isimlere geldi?
Cumhuriyetin ilk yıllarında, Atatürk döneminin en entelektüel, en devrimci üç aydınını sayın derseniz, bunların başında Necati Bey gelir.
Tam adı, Mustafa Necati Uğural (d. 1894, İzmir - ö. 1 Ocak 1929, Ankara), siyasetçi, avukat, öğretmen.
Atatürk’ün yakın düşünce ve mesai arkadaşlarından; Kuvâ-yi Milliye hareketinde yer almış, TBMM’nin ilk üç döneminde milletvekilliği, mübadele esnasında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 1924 Anayasası’nın yürürlüğe konulduğu sırada Adalet Bakanlığı, Tevhidi Tedrisat sürecinde ve Harf Devrimi esnasında Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı yapmış bir siyasetçi. Özellikle Millî Eğitim Bakanlığı döneminde (20 Aralık 1925 - 1 Ocak 1929) yaptığı hizmetleri ile hatırlanır. Necatibey Eğitim Fakültesi’ne adı verilmiştir. Altay Spor Kulübü’nün kurucularındandır.
Mustafa Necati Bey, 4. ve 5. Hükümet’te Maarif Vekili (Millî Eğitim Bakanı) olarak görev yaptı. Bakanlığı sırasında gerçekleştirdikleri işlerin bazıları şunlardır:
· Maarif Teşkilatı’na dair Kanunu çıkardı, eğitim işlerini valilerin kontrolünden çıkararak bakanlığın kontrolüne aldı. Kanun’da yer alan “MAARİF HİZMETİNDE ASIL OLAN ÖĞRETMENLİKTİR” hükmü ile öğretmenlik mesleğini itibarlı hâle getirdi; öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin düzenlemeler yaptı.
· 10 bölge merkezinde birer öğretmen okulu inşaatı başlattı. Bunlardan ilki, bugünkü Gazi Eğitim Fakültesi Binası’ndaki Gazi Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü, ikincisi İzmir Erkek Öğretmen Okulu, üçüncüsü Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi olarak hizmet veren, Balıkesir Necatibey Muallim Mektebi’dir.
· Uzman öğretmen yetiştirmek üzere Avrupa’ya öğrenci gönderilmesini sağladı.
· Yeni bir ilkokul programı hazırladı ve “toplu öğretim” Avrupa ile aynı anda Türkiye’de uygulanmaya başlandı.
· İlk ve ortaöğretimi parasız yaptı; okul kitapları bakanlıkça bastırıldı.
· Yabancı okullar denetim altına alındı.
· Köylere öğretmen yetiştirmek için “köy öğretmen okulları” modeli planlandı. Denizli ve Kayseri’de köy muallim mektebi açıldı.
· Harf Devrimi gerçekleştirildi. Yeni harfleri öğretmek için Millet Mektepleri kuruldu, okuma-yazma seferberliği başlatıldı.
Necati Beyin üç yıl on gün süren bakanlık döneminde yaptıklarına bakar mısınız? Tabii ki senin isminden birileri rahatsızlık duyacak. Günümüz eğitiminin, anaokulundan üniversitesine kadar paralı olduğu, yabancı okulların cirit attığı, Heybeliada Ruhban Okulu’nun dahi açılmasının düşünüldüğü, hatta harf devriminin bile tartışıldığı bir ortamda senin isminden nasıl rahatsız olmasınlar ki?..
Necati Bey 1 Ocak 1929 tarihinde apandisit patlaması sonucu otuz beş yaşında Ankara Numune Hastanesi’nde vefat etmiştir. Ölümü üzerine Cumhurbaşkanı Atatürk’ün çok etkilenip ağladığı, Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya kitabında anlatılır.
Bu binanın güvenlik ve deprem riski gerekçesiyle yıkım kararı alındığına ben şahsen inanmıyorum. Zaten asılan pankartta da “Bu bina için yıkım kararı verildiğinden” diyor. Yıkılma riski veya deprem nedeniyle yıkılma riski demiyor.
Binaya hangi gerekçeyle yıkım kararı verilmiştir, bilmek istiyoruz. Sadece ben mi, yaşı 75’ in, belki 80’in altında olan her Kemahlı bu okulun sınıflarında mutlaka okumuş, koridorlarında koşmuş, bahçesinde milli bayramları kutlamış, şiirler okumuş,19Mayıs Bayramı’nda kuleler kurup bayrak açmış ve ateş çemberinden atlamıştır. 75-80 yıllık anıları, ne olduğu belli olmayan bir kararla yerle bir edemezsiniz. Belediye Başkanı Osman Kemal Aslan’dan, “yıkım kararının” temin edilerek, belediyenin internet sayfasına konmasını rica ediyorum. Kararı verenler kimlerdir ve bu yetkiyi nereden, kimden almışlardır? Kemah’a gittiğimde belediye başkanı dahil herkese sordum. Kimse bir şey bilmiyor. Binada çatlaklar mı var? Hayır. Kolonlarında kırılmalar mı var? Hayır… Eee, nedir o zaman olay?
Eğer deprem nedeniyle yıkılma riski varsa, binaya güçlendirme yapılarak kurtarılamaz mı? Neden illa ki yıkım? Bu karara itiraz edilemez mi, başta belediye başkanını, Kemahlı hukukçuları, avukatları göreve davet ediyorum. Bu yıkım işini durdurun…
Ankara Kızılay’da Saraçoğlu Mahallesi’nde yer alan binalar ve buradaki Namık Kemal İlkokulu’nun da yıkım kararı alınmıştı. Ama gelen tepkiler nedeniyle buradaki bütün binaların ve okulun yıkılmasından vazgeçildi ve restore edilmesi kararlaştırıldı.
Kemah Necatibey İlkokulu da restore edilerek, bina daha sağlam ve güçlü hale getirilemez mi?
Kimse yanlış anlamasın; çocuklarımız çürük binada okusunlar, depremde ölsünler demiyoruz.
Binada yıkılma riski varsa, bina güçlendirilerek kurtarılamaz mı?
Bizim dediğimiz budur.
Bunun için ne yapılması gerekiyorsa ben varım…
Kentsel dönüşüm mü evet. Çürük ve dayanıksız binaların yıkılması mı, ona da evet.
Ama Kemah’ta çürük bina olarak bula bula bu okulu mu buldunuz, be birader?...
İnsaf be yahu!... 05.11.2020
A. Uğur GÖKALP
Yorumlar
Yorum Gönder