Dinleyin
İdarecilik yaptığım dönemde kapım herkese açıktı, hem personelim hem vatandaş çok rahatlıkla görüşebilirdi. Hepsini dinlerdim.
Çok ilginç bir anımı anlatacağım. Maalesef bizim sorunumuz, birbirimizi dinlememek, karşı tarafı dinlemezsen sorununu çözmek zorlaşır; tabi öncelikle sorunu çözme niyetiniz olacak. Sorunu çözme gibi bir niyetiniz yoksa, zaten karşı tarafı dinleme gibi bir derdiniz de olmaz.
Yıl 1991 birinci Körfez Krizi, Saddam, Katar'a saldırmış, savaş son hızıyla uzunca bir süredir devam ediyor. Irak sınırımız kapanmış, güney ülkelerine Gaziantep'den yapılan ihracat önemli ölçüde durmuştu. 25-30 yaşlarında genç bir delikanlı görüşmek istiyor dediler, gelsin dedim. İçeri girdi, gel otur dedim. Oturmadı ayakta duruyor, "hayırdır konu nedir?" diye sordum.
"Defterdar bey benim vergi dairesine borcum var, ödeme gücüm yok, vergi dairesi haciz için geldi, borcumu takside bağlayın ödeyeceğim dedim. Taksit yapmıyorlar, ben de size geldim. Borcumu takside bağlayın ödeyeceğim."
"Ne kadar borcun var" dedim.
Söyledi, takside bağlanacak önemli bir rakam değil.
"Kiminle görüştün" dedim, söyledi.
"Ne iş yapıyorsun sen?" dedim.
"Berberim," dedi.
"Fazla bir borcun yokmuş, niye ödemiyorsun," dedim.
"Efendim işler durdu iş yapamıyorum, nasıl ödeyeyim ki" dedi.
"Niye işler durdu, millet artık tıraş olmuyor mu, tıraş olmaktan vaz mı geçti ?" dedim.
"Efendim Körfez Krizi nedeniyle işler durdu" dedi.
Ben de sinirlenmeye başladım, "herkes Körfez Krizini ileri sürüyor, vergilerini ödemiyor, bari sen yapma ya, dalga mı geçiyorsun sen benimle, ne ilişkin var senin Körfez Kriziyle, berberliğin ne alakası var. " diye kızdım adama...
"Efendim ben TIR garajında beraberim," demez mi!
"Dükkanım TIR garajının içinde, bütün kamyonlar, TIR'lar yatıyor, garaja giden gelen yok, kimse gelmiyor..." dedi...
Şöyle bir geri çekildim, vay be, adam doğru söylüyor.
Körfez Krizi berberi etkiler mi, etkiler.
Adama otur şuraya dedim, bu kez oturdu...
Açtım telefonu vergi dairesi müdürüne konuyu anlattım." Efendim bana da geldi, doğru söylemiyor bunlar, herkes Körfez Krizini ileri sürüyor... " gibi savunma yaptı.
Bu vatandaşı sana gönderiyorum, bin arabaya git TIR garajında mükellefin işyerini gör, sonra da birlikte gelin dedim...
Vatandaşa da "duydun, vergi dairesi müdürünün yanına git, beraber TIR garajına gidin, dükkanını müdüre göster, sonra tekrar buraya gelin," dedim. Adam gitti.
Bir iki saat sonra birlikte geldiler.
Müdür "efendim mükellef haklıymış" dedi...
"Kaç taksit istiyorsun," diye sordum adama...
"Dört taksit olursa öderim," dedi.
Bir müdüre, bir de vatandaşa baktım, "altı taksit yap, ödeyip ödemediğini de takip et," dedim.
Mükellef hacizden kurtulup altı taksitte ödemenin sevinciyle ayrılırken. Müdüre sen kal dedim.
Kaldı ve üstat hiç bir şey söyleme, ben alacağımı aldım, dedi...
Bugünlerde ne siyasiler birbirini dinliyor ne de vatandaşı dinleyen var.
Ne olur bir dinleyin.
Çiftçiyi dinleyin.
İşçiyi dinleyin.
Emekliyi dinleyin.
Pazarcıyı, esnafı dinleyin.
Öğrenciyi dinleyin.
Dinleyin bakın ne diyorlar...
Belki de doğru söylüyorlar...
Bu şekilde İskender olsanız düğümü çözemezsiniz...
A.Uğur GÖKALP
12.01.2021

Yorumlar
Yorum Gönder